Anasayfa / Yazılar / Dünyayı Yiyen İnsan

Dünyayı Yiyen İnsan

dunyayi yiyen insan - Dünyayı Yiyen İnsan

Dünyamızı tamamıyla çerçeveleyen gaz ve buhar tabakasına atmosfer denir. Bu gaz tabaksının %78’ini azot, %21’ini oksijen oluşturuyor. Yüzdelik kısmın geri kalanını da karbondioksit, neon, helyum, kripton, ksenon ve hidrojen gibi gazlar oluşturmaktadır. Bu gaz karışımlarından oluşan tabakalar;

  • İklim olaylarını meydana getirir
  • Canlıların yaşamını devam ettirebilmesi için gerekli gazları içerir
  • Zararlı Güneş ışınlarını filtreler
  • Dünyanın ısı dengesini düzenler
  • Dünya’nın dönme hareketinde sürtünmeden meydana gelebilecek aşınmayı önler
  • Tam karanlık gölgelerin oluşmasını engeller
  • Işığın, sıcaklığın ve sesin iletilmesini sağlar.

Kısacası yaşamın devam etmesini sağlar. Atmosferin katmanları arasında bizi en çok ilgilendiren ve yeryüzündeki canlılar için en önemli olanı ise ozon tabakasıdır. Neden ozon tabakası bu kadar önemlidir? Çünkü, adından da anlayabileceğimiz gibi bu tabaka ozon gazlarını bulundurur. Güneşten gelen tüm zararlı ultraviyole ışınlar (UV), ozon gazları tarafından tutulur. Yani ozon tabakası canlılar için koruyucu tabaka görevindedir.

Bizim için bu kadar önemli olan tabakaya nasıl zarar verdik ve bu zararı vermeye nasıl devam ediyoruz? Son zamanlarda CFC’ler (kloroflorokarbon gazları) endüstrinin bir çok alanında soğutucu ve sabun yapımında kullanıldı. Dünya yüzeyine yayılan bu gaz çeşidi,  kuvvetli rüzgarlar ile atmosferin ozon tabaksını bulundurduğu Stratosfer’in içerisine taşındı. Burada UV ışınları tarafından parçalanıyor ve içindeki klor atomlarını çıkarıyor. Her bir klor atomu ozon moleküllerine saldırır ve yok eder. Bunun dışında diğer ozon yiyici kimyasallar; metil bromür, yangın söndürücülerde kullanılan halonlar ve işletmelerde kullanılan metil kloroform gibi pestisitlerdir. Günlük hayatımızda kullandığımız deodorant ve türevleri de ozon yiyici kimyasal sınıfındadır.

Bilim insanları ise ozon tükenişinin 2000 yıl içinde zirveye ulaşacağını düşünüyor. Bu gözümüze çok uzun bir süreymiş gibi gözükebilir. Ancak insanlık tarihini düşününce çok kısa bir zaman aralığı içinde milyar yıllık dünyanın sonunu getirebileceğimizi gösteriyor.

Peki, bu durumu nasıl engelleyebiliriz veya yavaşlatabiliriz? Dünya çapındaki kontroller ile CFC gazlarının ve diğer ozon yiyici kimyasalların kullanımı azaltıldığında, mucizevi doğamız ozon tabaksını tamir edecektir. Maalesef, bu tamir tabakanın yıpranıp yok olması kadar çabuk olamayacaktır. Tüm dünya şu anda ozon yiyici gazlarının kullanımını durdurursa eğer yaklaşık olarak 60 yıl sonra ozon tabakası 1980’deki haline geri dönecektir. Tabi ki buda tahmini bir yaklaşımdır.

Bizler tamir gerçekleşse bile, o zamana kadar dünya yüzeyinde UV radyasyonunu çok yüksek seviyelerde yaşayabiliriz. Kısacası, geleceğimizde bizleri yüksek oranda kanser ve çeşitli rahatsızlıklar bekliyor olabilir. Bu gerçeği görüp, önlemler almaya çalışan ülkeler yok değil. Ozon tabaksını korumak için ülkemizde dahil birçok ülke kendi aralarında anlaşmalar imzaladı. Bu süreçte ozon tabakasının ne kadar korunacağı ve iyileşeceğini tahmin etmek zor.

Bu durumda yapmamız gereken UV ışınlarından önemle kendimizi korumak. Kalıcı çözümler içinse ozon yiyici gazları ve kimyasalları hayatımızdan çıkarıp yerlerine yeni alternatifler üretmek olacaktır.

 

 

Yazar : Gamze SULTAN

Üniversite : Yıldız Teknik Üniversitesi

Bölüm : Kimyager

Dergi : Sayı 47 – Sayfa 32

Yorumlar

Okumanızı Öneriyoruz

anne sutu ve esrar bilesenleri arasindaki iliski 310x165 - Anne Sütü ve Esrar Bileşenleri Arasındaki İlişki

Anne Sütü ve Esrar Bileşenleri Arasındaki İlişki

Bu çalışmada literatür tarama ve ilgili konuda somut verilerin yansıtılması yöntemi izlenmiş ve anne sütü …

Bir cevap yazın

WP to LinkedIn Auto Publish Powered By : XYZScripts.com