Antik Yunanlıların Sonsuz Güzellik Arayışında Kozmetiklerin Kullanımı

Antik Yunanlıların Sonsuz Güzellik Arayışında Kozmetiklerin Kullanımı

Fotoğraf 1: Makyaj içeren bir Pyxis veya dairesel kutu, MÖ 470-460. Attika. Kap, Thetis ve Peleus’un evliliğini gösterir. Kredi: Wikimedia Commons / Kamusal Alan

Bugünün modern dünyasında, kozmetiklerimizdeki bileşenlerin güvenli olduğunu kabul etme ayrıcalığına sahibiz. Bununla birlikte, kozmetik üreticileri, zarar verici olmadığını garantileme sorumluluğunu, sadece son günlerde üstlenmektedir.

Aslında Antik Dünya’ da kurşun, makyajda çok geniş kullanımı olan maddelerden biriydi. Günümüzde, şiddetli bir şekilde gelişimsel gecikmelere, kısırlık ve bunamaya neden olduğu bilinen, ten rengini beyazlatmak ve bir kadını daha genç göstermek için tıpkı bugünki gibi bir macun şeklinde kullanılmıştır.

Kozmetiklerin kullanımı için genel bir hoşnutsuzluk olmasına karşın (en azından, zamanın özellikle erkek yazarlarına göre), bu tür bileşenleri makyajlarında ilk kullananların Yunanlılar olduğuna inanılmaktadır. Günün bazı Yunanlıları, makyajın düşük sınıf veya kötü kadınlar tarafından erkekleri cezbetmek için bir numara olarak kullanıldığını ahlaki bakımdan değerlendirdi.

Kozmetiklerin kullanımı için genel bir hoşnutsuzluk olmasına karşın (en azından, zamanın özellikle erkek yazarlarına göre), bu tür bileşenleri makyajlarında ilk kullananların Yunanlılar olduğuna inanılmaktadır. Günün bazı Yunanlıları, makyajın düşük sınıf veya kötü kadınlar tarafından erkekleri cezbetmek için bir numara olarak kullanıldığını ahlaki bakımdan değerlendirdi.

Antik Yunanlıların Sonsuz Güzellik Arayışında Kozmetiklerin Kullanımı

Fotoğraf 2: Bir kadın freski, muhtemelen Kleopatra, Pompei’deki Üçüncü Tarzda Antik Roma freski, MS 1. yüzyılın ortalarında, Pompeii, İtalya’daki Meyve Bahçesi’nden. Kredi: Wikimedia Commons / Kamusal Alan

İngilizce ‘cosmetics’ kelimesinin kökeni elbette Yunanca “kosmetika” kelimesidir. Bununla beraber, kelime eski haliyle saçı, yüzü ve dişi koruyan bir preparat anlamına gelmektedir. Güzelleştirici makyaj terimi “to kommotikon” idi.

Yunanistan tarafından çok fazla benimsenmiş olan Antik Romalılar, yüz makyajında hem beyaz hem kırmızı kurşun kullanım uygulamasını edinmişlerdir ve birkaç istisnayla beraber, bu olağanüstü solgun görünüm on sekizinci yüzyılda bile popülerlik katmaya devam etmiştir.

Bununla birlikte, bu kurşun bazlı pigmentleri kullanmak aslında şekilsizliğe neden olmasının yanında, o günlerde asla kurşunla ilişkilendirilmemesine rağmen çok daha ciddi hastalıklar meydana gelmiştir.

New York Şehri Moda Tasarım Enstitüsü ve Mağazacalık Müzesi’nden Kevin Jones, NBC News raporunda “Deriyi yiyip her türlü yara izine neden olurdu. Ve bunu kapatmanın yolu olarak daha kalın miktarlarda makyaj uyguladılar ki bu, durumu daha da alevlendirecekti.”

Bununla birlikte, bu tür Antik Bilgeliği ne kadar küçümsesekte son yıllarda modern kozmetik endüstrisinde hala salyangoz müsininden veya hareket ederken arkalarında bıraktıkları dışkı gibi gelenekselleşmiş tıbbi maddelerden popüler cilt bakım içeriklerinde faydalanıldığı görülmektedir.

Kadın Sağlığı yayını, cildin, salyangoz müsini kullanarak “daha yumuşak”, daha nemli ve ışıltılı kalabileceğini söyleyerek, onun “hidratlama özelliklerinden” hayranlıkla söz etti.

Kleopatra – Nil Kraliçesi, Makyaj Uzmanı

Makedonya Ptolemaic Hanedanlığı’ nın son torunu olan, Nil kraliçesi Kleopatra, Mısır Hükümdarı olarak sadece gücüyle değil aynı zamanda  erkekler üzerindeki çekici güçleriyle de tanınmaktaydı ve şaşırtıcı bir şekilde kozmetik üzerine kendi kitabını bile yazmıştır.

Mısır sanatındaki diğer kadınların sayısız temsilinin kanıtladığı gibi, şüphesiz ki, göz farı ve allık dahil bir dizi başka kozmetik ürünle beraber, genellikle kurşun, antimon, manganez veya bakır gibi toz metaller ve yağların bir kombinasyonu olan göz kalemi olarak sürme kullanmıştır.

Antik Yunanlıların Sonsuz Güzellik Arayışında Kozmetiklerin Kullanımı

Fotoğraf 3: Su aygırı dişinden yapılmış kuğu şeklindeki makyaj kabı. Mısır, Tunç Çağı. Hechy Müzesi, Hayfa, İsrail. Kredi: Golf Bravo / Wikimedia Commons / CC, 3.0 tarafından

Bununla beraber, yakın tarihli bir NBC News raporunda, dermatolog Dr. Joel Schlessinger’e göre, bu maddelerin göz çevresinde kullanılmasının “aşırı hassaslık, uykusuzluk ve zihinsel azalmaya” yol açtığını bilmekteyiz.

Yunan kadınları, ayrıca topraktan kırmızı aşıboyası (toprakboya) ve allık için likenden elde edilen boya ve kaş rengi için kül ve is gibi daha doğal maddeler de kullanmışlardır. Çiğdem çiçeğinin pistillerinden elde edilen safran, yanaklara renk vermek için allık olarak kullanılmıştır.

Antik Yunanlıların Sonsuz Güzellik Arayışında Kozmetiklerin Kullanımı

Fotoğraf 4: Akrotiri, Santorini’den “Safran Toplayıcıları” Freski, Minos uygarlığı. Kredi: Wikimedia Commons /Kamusal Alan

Buna rağmen, Antik Çağlar’ da en yaygın olarak kullanılan göz kalemi, Nature dergisi kayıtlarına göre “solunduğunda ve yutulduğunda zehirli” olan ve aynı zamanda kanserojen olan antimon elementinden elde edilmiştir.

Dünyanın dört bir yanında bulunan, yeryüzünden doğal olarak meydana gelen pigment olan aşıboyası (toprakboyası), M.Ö. 1255 yılında yaşamış olan Kraliçe Nefertari’ nin mezarının duvarlarını süsleyen portrelerinde görülebilir. Eski Yunanlılar ve Mısırlılar tarafından kullanılan kozmetikler sadece yüzü güzelleştirmek için değil, aynı zamanda daha pratik değerler için de kullanılmaktaydı.

Çok eski zamanlardan beri, cilt nemlendiricileri, koyun yününden lanolin ve bitki yağları dahil olmak üzere hayvansal yağlardan yapılmıştır. Odun külü, odun külünden elde edilen kül suyunun zeytin veya diğer katı ve sıvı yağlarla birleştirilerek modern sabunlarımız haline getirildiği günümüze kadar neredeyse hiç değişmeden devam eden bir süreçte sabun yapmak için yağlarla birleştirilmiştir.

Odyse’ den Parfümler

Tarihçiler, Yunanlıların MÖ 14. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar Orta Tunç Çağı’na kadar parfüm ürettiklerinin bilindiğini belirtmişlerdir. Bu tür tuvalet malzemeleri, ilk olarak Homeros’ un M.Ö. 8. yüzyılda yazılan İlyada ve Odysseia eserlerinde bahsedilmiştir.

Parfüm yapmak için, bitkiler, çiçekler, baharatlar ve mür, gül ve tarçın dahil kokulu odunlar, yağlarda infüze edilecekti. Yağ, baz olarak kullanıldığından, çoğu parfüm kalın bir macun şeklindeydi. Bu, onu kaplarından çıkarmak için özel bir kaşık benzeri aletin kullanılmasını gerektirmekteydi.

Enteresan bir şekilde, bu tür aletler, orada bir Roma yerleşiminin parçası olarak İngiltere’de bile kazılarda bulunmuştur. Orada, üzerinde birkaç minyatür bronz alet asılı duran, bir çubuk broş bulundu, bunlardan biri küçük bir kaşık şeklindeydi ve büyük olasılıkla katı parfümle kullanılmıştı.

Eski zamanlarda parfümler, verdikleri saf zevk için, baştan çıkarma amacıyla kullanılımaktaydı; emek yoğun üretimleri nedeniyle, aynı zamanda bir statü sembolü idi ve ritüellerde(özellikle cenaze törenlerinde) kullanılmışlardır.

Antik Yunanlıların Sonsuz Güzellik Arayışında Kozmetiklerin Kullanımı

Fotoğraf 5: Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi’ndeki lekythos oymalı bir cenaze töreninden, merhum Myrrhine’i Hades’e götüren Hermes’i gösteren kabartma. c. 430–420 BC. Kredi: Marsyas /Wikimedia Commons / CC, 2.5 tarafından

Mısırlı rahiplerin tanrı heykellerini kokulu yağlarla mesh ettikleri ve hatta dini ritüellerinin bir parçası olarak onlara makyaj yaptıkları bilinmekteydi.

Tıpkı Mısır’da olduğu gibi, eski Yunanlılar da ölülerine refakat etmek için en iyi kozmetiklerini ve parfümlerini mezarlara bırakırlardı. İyi kaliteli yağları ve parfümleri saklamak için kullanılan zarif kaplar olan Lekythoi, bu amaçla kullanıldıklarında genellikle gömülmek ve bir sonraki hayata seyahat etmekle ilgili temalarla süslenmiştir.

Pyxes veya dekore edilmiş kutuların yanı sıra, Minos ve Miken medeniyetlerinde kremler ve merhemler için kullanılan alabastron adı verilen dar ve uzun kaplarda bedenleriyle beraber kalan alanlara bırakılırdı.

Kleopatra Parfümü

Şaşırtıcı bir şekilde, 1970′ lerde İtalyan kimyager Giuseppe Donato eski yazıtlardan bazı kokuları yeniden yarattı; Donato ve Seefried’ in Mısır kraliçesi tarafından taşınan bir parfümü temel alan “Kleopatra” parfümü dahil bazıları ticari olarak üretilmiştir.

Nasıl yapıldığını bilmemenin en iyisi olduğu sosislerde olduğu gibi, Antik Çağlar’da saç boyası mide bulandırıcı maddelerle doluydu. Saçları koyulaştıran boya, sülükleri kırk gün boyunca şarap içinde çürümeye bırakarak yapılmaktaydı.

Diğeri, belki de marjinal olarak daha az iğrenç olan, saçı daha açık hale getirmek için kayın ağacı külü ve keçi yağı karışımından oluşmaktaydı.

Eski Yunanlıların ışıltılı beyaz dişler elde etmek amacıyla onları temizlemek için kül kullandıkları da kaydedilmiştir.

Belki de tüm bunlar zahmete değerdi, belki de değmez – ama bu sadece insanların görünüşlerini geliştirmek için ne kadar ileri gidebileceklerini – ve hala devam edeceklerini – göstermektedir.

Kaynak: greekreporter.com

50 Kez Okundu

Yazar Hakkında

Esra Erdem

1994 Mersin doğumluyum. Lisans eğitimimi Ankara Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünde tamamladıktan sonra Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı eğitimini tamamlayarak Danışmanlık sertifikamı aldım. Lisans diplomamı elime aldıktan sonraki mesleki hayatımda 2 ayrı firmada yaklaşık 3 yıllık iş tecrübem oldu. Bu iş tecrübelerimden birisi Yapı Malzemeleri ve Beton Katkı Kimyasallarının üretimi üzerine olan bir firmada, diğer iş tecrübem ise Polimer ve Kimyasal Ambalaj üretimi üzerine olmuştur.
Mesleğimle bağlantılı olan her türlü alanda araştırma yapmaktan ve bildiklerimi insanlarla paylaşmaktan zevk aldığımdan dolayı İnovatif Kimya ekibine katıldım. İlgi alanlarım: Nükleer Enerji, Yenilenebilir Enerji, Nanoteknoloji, Biyoteknoloji, Cam,Seramik,Gıda,İlaç,Organik tarım.

Kopyalamak Yasaktır!