Bakteri Öldüren Cam Hastahane Enfeksiyonlarının Önlenmesinde Umut Veriyor

Aston Üniversitesi’ndeki bilim insanları en ölümcül hastahane enfeksiyonlarını bile saatler içerisinde yok edebilen Orta Çağ vitray yapımına benzer bir teknik keşfetti.

Araştırmacılar, az miktarda kobalt elementi içeren biyoaktif fosfat camı kullanarak kalın bağırsakta enfeksiyona sebep olan E.colinin ve kadınların genital florasında sıklıkla bulunan Candida albicans adı verilen ölümcül bakterileri tam olarak, MRSA’nın ilaca dirençli bir formu olan Staphylococcus aureus enfeksiyonunu ise neredeyse yok etmeyi başardılar.

Aston Üniversitesi’nden lider araştırmacı Dr. Richard Martin, bulguların tıp alanındaki en yaygın enfeksiyonların kaynaklarıyla mücadele etmek için ucuz, antimikrobiyal implantların ve kaplamaların olasılığını vaadeden önemli etkileri olduğunu söyledi.

Antibiyotiklere duyulan ihtiyaçtan kaçılarak, biyoaktif camın ilaca dirençli bakterilere karşı etkili olabileceği ve artan antimikrobiyal direnç probleminin (AMR)  üstesinden gelebileceği düşünülüyor.

Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’ne (ECDC) göre her yıl dört milyondan fazla insan sağlıkla ilişkili bir enfeksiyona (HAI) maruz kalıyor ve yaklaşık 37.000 kişi enfeksiyon sebebiyle ölüyor. Public Health England çeşitli hastahanelerde hastalar üzerinde yapılan anketlerde hastaların % 6.4’ünün enfeksiyonla ilgili bir sağlık probleminin olduğunu tespit etti.

ACS Biomaterials Science & Engineering’de yayınlanan çalışmada araştırmacılar yüzlerce yıldır bilinen bir yöntemi kullandılar. Bu yönteme göre  kristalizasyonu önlemek için yapılan soğutmadan önce eser miktarda kobaltla bağlı bir camı 1000 °C’ye kadar ısıttılar. Daha sonra oluşan ürünler ince bir toz haline getirildi ve petri kaplarındaki bakterilerle temas ettirildi.  Çeşitli konsentrasyonlarda kobalt içeren camlar çözündüklerinde kontrollü antimikrobiyal iyon salınımı sağlayan bir özelliğe sahipti. En yüksek konsantrasyona sahip cam sadece altı saat içinde E.coli’yi ve yirmi dört saat içinde C.albicans’ı tamamen etkisiz hale getirdi. S.aureus seviyelerinde ise yirmi dört saat içinde % 99 bir azalma gözlemlendi.

Bu sayede camla temas eden ve metal iyonları tarafından hücre duvarları parçalanan bakterilerin içeriklerinin sızması sağlandı. Bu iyonlar aynı zamanda camdan da sızdı ve camla doğrudan temas etmeyen bakterileri de öldürdü. Bakır, çinko, gümüş gibi metaller içeren camlar da farklı çalışmalarda kullanılmış ve benzer antibakteriyal nitelikler gözlemlenmiştir.

Biyoaktif camlar uzun süredir bilinse de, kobalt içeren biyoaktif camların spesifik bakteriyel mikroplarla ve enfeksiyonlarla mücadelede başarılı olduğunu gösteren ve bu tür başarıların önünü açan ilk çalışma budur.

Bu, ameliyat alanında kullanılan biyobozunur dolgu maddelerini veya yumuşak doku uygulamalarını da içerir. Ancak en önemli kullanım alanı hastaların özellikle %25’ini oluşturan yaşlıların ihtiyaç duyduğu kateterlerdir. Takıldığı zaman steril olmasına rağmen idrar torbası dolduğunda bakterilerin çoğalması ve kateterin mesaneye gelerek idrar yolu enfeksiyonlarına sebep olması ihtimali vardır. Bunların antibiyotiklerle tedavisi zordur ve septiseminin (kan zehirlenmesi) en büyük ikinci nedenidir.

Araştırmacılar, bu problemi çözmek için hastalara kataterin mesaneye gelmesini engelleyen antimikrobiyal camla doldurulmuş bir kartuşun yerleştirilebileceğini söyledi.

Aston Üniversitesi Mühendislik ve Uygulamalı Bilimler Bölümü’nden Dr.Richard Martin şunları söyledi:

“Bu camlar, başladıkları yerden cerrahi alanda lokalize bir dağıtım sağlayarak enfeksiyonların oluşmalarını engeller. Bir enfeksiyon yayılmak için vakte sahip olduğunda tedavisi daha zordur çünkü oluşması daha da zor olan karmaşık bakteriyel biyofilmler de oluşmaya başlamıştır.”

“Antimikrobiyal direncin artmasıyla birlikte bu camlar hastahane enfeksiyonlarına karşı nasıl korunduğumuzla ilgili radikal değişiklikler yapma potansiyeline sahiptir. Bakterilerin oluşmasını engellersek antibiyotiklere karşı olan ihtiyacımız da ortadan kalkar.”

“Bu, hastahanelerde uzun süre kalan, bu nedenle de enfeksiyon riski altında olan, antibiyotik kullanan hastalar ve masraflı sağlık sistemleri için iyi bir haber olabilir.”

Kaynak : phys.org