sodyum01

Kimya sektörü geçmişten günümüze gelişerek gelen ve şüphesiz gelişimini hız kesmeksizin sürdüren sektörlerin başında gelir: Öyle ki sektörde üretilen (plastikten kozmetiğe, ilaçtan boyalara…) ürünlerin %30’u doğrudan tüketiciye ulaşırken %70’i ise diğer sektörlere (tekstil, elektrikli eşya, metal, madeni ürünler, inşaat, otomotiv, kağıt, hizmet sektörü, …) ara mal veya hammadde girdisi sağlar. Bu özelliği nedeniyle kimya sanayi hem yaşamımız hem de diğer sektörler için vazgeçilmez öneme sahip bir sanayi dalıdır. Sadece bu özelliğiyle dahi sektörün ülke gelişimindeki payı azımsanamaz. İşte tam da bu noktada sektörü diğer sektörlerden ayıran en önemli özellik geniş ürün yelpazesinin yanı sıra sektörün mimarı konumundaki kimyagerdir

Biliyoruz ki gerek tüketiciye direkt olarak ulaşan ürünleri gerekse diğer sektörlere sağladığı hammaddenin kalitesinden şüphe duyulmamasındaki en büyük unsur, ürünün ARGE’sinden üretimine, üretiminden kalite kontrolüne, hatta tüketiciye ulaşımı esnasında da bizzat bulunan alanında gerekli bilgi, beceri, tecrübe ve belki de en önemlisi eğitime sahip olan kimyagerin denetiminden geçmiş olmasıdır.

Günümüz kimya sanayisi yaşamımızı direkt olarak etkileyerek hayat standartlarımızı arttıran bir sektördür. Bu gün birçok ülkede kimyagerlerin sayısı hiç de azımsanacak bir durumda değildir. Ülkemizde meslek olarak kimyagerlik eğitimine 1918 yılında sadece üç öğrenciyle başlanmışken bugün mevcut 61 üniversitenin kimya bölümlerine 3000’in üzerinde öğrenci alınmaktadır.

Kimya endüstrisinin en önemli özelliklerinden biri sanayileşmede önemli bir yere sahip olmasıdır. Sanayi ülke ekonomisinin en dinamik ve üretken kesimidir ve ihracatımızın %90’ı sanayi ürünlerinden gerçekleşir. Kimya sektörü, sanayileşmiş ülkelerin ekonomik gelişimlerinde “öncü sektör” olarak nitelendirilen sektörlerin başında gelir. Dünya ülkeleri arasında sanayisi gelişmiş olup kimya sektörü geri kalmış bir ülke yoktur, öyle ki gelişmiş ülkelerin başında gelen AB ülkeleri dünya kimya ihracatının %54’ünü gerçekleştirirken kimya ithalatının da %49.9’unu yapmaktadır Asya ülkeleri ihracatın %23.8’ini, ithalatın ise %23.8’ini NAFTA (The North American Free Trade Agreement : Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Antlaşması ) ülkeleri ihracatın %3.5’ini ithalatın %6.6’sını yapmaktadır. Görüldüğü üzere kimya sanayisi olmadan gelişimin ve sanayileşmenin düşünülmesi söz konusu olamaz.

Kimya sektörünün doğrudan tüketiciye ulaşan ürünler üretmesinin yanı sıra diğer sektörlere girdi sağlaması onu ülke ekonomisinin kalbi konumuna getirir. Bu özelliği; önümüzdeki yıllarda küresel üretim ve ticarette etkin olacak sektörlerin; otomotiv, bilgi ve iletişim teknolojileri, makine, yatırım ve tüketim malları sektörleri olup kimya sektörünün de adı geçen tüm bu sektörlere girdi sağladığı göz önüne alındığında sektör daha da önem kazanmaktadır. Ki bu bilgiler ışığında dünya kimya sanayi üretiminin neden iki trilyon dolar civarında olduğu daha net anlaşılmaktadır. İki trilyonluk bu üretimin %45’i uluslararası ticarete konu olmaktadır. Uluslararası ticaret bir ülkenin gelişmesinde ve bu gelişimin kalıcı olmasında önemli bir kıstastır. Bir ülkenin gelişmiş ülkeler seviyesinde olabilmesinde bir diğer kıstas ülkedeki işsizlik-çalışan durumudur. Kimya sektörü bir ülkenin gelişmesine ölçüt olan her konuya hizmet ettiği gibi istihdam konusunda da dikkat çekici veriler ortaya koymuş bir sektördür. Nitekim ülkemizde TÜİK verilerine göre 2004 yılında kimya sektöründe 191.348 kişi istihdam edilirken bu rakam beş yılda %19.92 artarak 2009 yılında 229.465’e ulaşmıştır.

Kimya sektörünün direkt insana ulaşabilen ürün oluşturması ve bu ürünlerin de çeşitlilik göstermesi yani hayatımızın her alanında (ilaç, tekstil, boya, kozmetik, inşaat, plastik, elektrikli eşya, metal, kağıt, otomotiv…) var olması üretimin her aşamasında kalifiye eleman bulundurma ihtiyacını beraberinde getirir bu sebeple kimyager sektörün en önemli unsurudur.

Kimya sektörünün alt dalları arasında ilaç sektörü gibi insan sağlığını doğrudan veya tekstil sektörü gibi dolaylı yoldan etkileyen sektörlerin var oluşu; başta bu sektörler olmak üzere diğer bütün alt dallarında alanında gerekli bilgi, tecrübe ve eğitime sahip kalifiye eleman bulundurmasının önemini açıkça ortaya koyar. Öyle ki sektörün birçok alt sektöründe yüksek ve teknik öğrenim görmüş personel görev alır. Hatta bununlada kalmayıp istihdam edilen personel okullarda aldıkları eğitime ek olarak çalıştığı birime göre ayrıca eğitim almaktadır, hal böyle olunca sektörde ürünler büyük bir titizlikle ortaya konmuş olur. Alanında uzman kişileri bünyesinde barındıran sektör gelişimini hız kesmeksizin sürdürür çünkü sektörde uzmanlığın var oluşu deneme yanılmanın tamamen oradan kalkması demektir, yani işin uzmanının elinden çıkan ürün başından sonuna planlıdır kimyagerin sonra kavramı yoktur. Kimyager her şeyi tam zamanında ve prosedürüne uygun olarak gerçekleştirir. Böylesine hızlı ve sürekli gelişen bir sektör elbette ki sanayisine dâhil olduğu ülkeyi de her geçen gün bir adım daha ileriye götürür.

Kimya sektörü bir ülkeyi bünyesindeki kimyagerin kalitesi oranında ileriye taşır ve bir kimyagerin kalitesini de en iyi üretimine dahil olduğu ürünler yeni keşifleri ortaya koyar. Kimya bilim tarihi sayısız ve çığır açan buluşlarla doludur. Kimya bilimi tarihte dönemlere ayrılır son dönem yani bu gün “Modern Kimya Dönemi” olarak adlandırılan dönem 19. yy. dan başlar, yani Heinrich Geibler’in (1814-1879) 1854 yılında suyun en yüksek yoğunluğa yani 3,8C ye ulaştığını kendi icat ettiği bir mekanizmayla göstermesiyle. Geissler’in icat ettiği vakum tüpüyle William Crookes atom teorisinde ilerlemeler kaydetmiş ve Cathode Ray’i keşfetmiştir. Eugene Goldstein (1850-1930) protonun varlığını ispatlamış, J.J.Thomson (1856-1940) kendi atom modelini geliştirmiş ve 1906 yılında Nobel Fizik Ödülünü almıştır. Mendeleyev periyodik tabloyu 1869 yılında Kimya’nın Prensipleri adlı eserinde yayımlamıştır. Bu periyodik tabloda bilinen 63 elementi atom ağırlıklarına ve benzer özelliklerine göre sıralamıştır. Marie Curie (1867-1934) radyoaktiviteyi ve sonrasında Polonyum ve Radyumu keşfetmiştir 1911 yılında Nobel Kimya Ödülünü kazanmıştır. Ernest Rutherford üç çeşit radyo aktifliği ( alfa parçacığı, beta parçacığı, gama ışını ) keşfetmiştir. Tüm bu özel buluşların öncesinde ve sonrasında daha niceleri vardır, saymakla bitmeyen bu buluşların insanlığa faydası tartışılamaz, buluşların her biri dönemi dolayısıyla devrim niteliği taşır.

Kimya sektörü öyle bir sektördür ki ürünlerinin tamamı ihtiyaçlara cevap niteliği taşır. Bir ülke milletinin ihtiyaçlarını karşıladığı ölçüde büyür ve gelişir aksi söz konusu olamaz. Yüzyılımızın sonunda altı milyarı aşacak olan dünya nüfusunun sadece pamuk ve yünden, tabii elyaftan giyinmesinin yaratacağı problemlere kimya sanayiinin suni elyaf çeşitleriyle çözüm getirmiş olası bunun en güzel kanıtıdır. Benzeri şekilde; gıda sanayiinde ve tarımda yine sektörün sağlamış olduğu gübre ve tarım ilaçlarının kullanılması sayesinde insanlık büyük bir açlık tehlikesinden kurtulmuştur.

Aslında kimyanın ve kimyagerin sorunlara çözüm getiren konumunu yani çözüm odaklı oluşunu yineler nitelikteki bir diğer örnek 19.yy.‘ın sonunda insanlığa sunulan margarinin keşfidir…

19.yy.’ın sonlarında tereyağının pahalı ve üretiminin az olması nedeniyle dönemin imparatoru 3. Napolyon ucuz ve lezzetli bir ikame arayışındaydı. Aynı zamanda Fransa-Prusya savaşı arifesinde gemilerde depolamak amacıyla tereyağına gerek duymaktaydı… Bu durum karşısında imparator bir yarışma düzenleyerek teslim edilen en iyi tereyağı ikamesi için bir ödül vereceğini bildirdi. Böylelikle margarinin icadı için ilk ortam hazırlanmış oldu. Fransız Eczacı ve kimyacı Mege Mouries’in ürettiği margarin bu sıkıntılara çare olacak nitelikteydi. 1869 yılında patenti alınan margarin Hollanda ve İngiltere’de büyük ilgi gördü. Bu iki ülkede iki ayrı üreticinin birleşmesiyle, dünya çaplında ilk tarımsal gıda grubu olan Unilever kuruldu (1929). Bu gün her yerde onlarca çeşidine rastladığımız margarin bahse konu dönemde adı geçen ülkeyi bir anda ekonominin zirvesine oturtmuştu. Tek bir buluşla bir ülkeyi sıfırdan zirveye ulaştırabilecek yetiye sahip olan sektörün tarihi bu gibi daha bir çok miladi buluşla doludur.

Enerji, tarım, sağlık, gıda, inşaat, elektronik ve tekstil gibi alanlarda yüksek katma değer içeren ürünler sunan kimya sanayii bütün gelişmiş ülkelerde “lokomotif sektör” olarak gösterilmektedir. Sektörün bu özelliğini kazanmasında bünyesi dâhilindeki alt sektörlerin insan yaşamı üzerindeki direkt pozitif getirilerinin yanı sıra endirekt getirileri de ihmal edilemeyecek kadar önemlidir ve söz konusu getiriler sınırsızdır. Örneğin; tarım ilaçlarının direkt getirisi tahıl ve bitkilerin korunmasıdır endirekt getirisi ise verimli ve sağlıklı mahsul olanağı sunmasıdır bir başka örnekle kozmetik sanayisinin direkt getirisi günlük kişisel bakım olanağı sunmakken, endirekt getirileri arasında şampuan, diş macunu, vb. ürünlerle kişilerin psikolojik olarak kendilerini rahat hissetmelerini sağlaması sayılabilir.

Günümüz teknolojisi dolayısıyla fiziksel sınırları geniş olmayan ülkelerin dünya ekonomisinde söz sahibi olması pekte mümkün değildir. Ancak kimyaya ve kimyagere değer veren bir millet her anlamda ileri milletler seviyesine ulaşacağından bugün Tayvan’da olduğu gibi küçük bir toprak parçasından büyük bir coğrafyaya hükmedebilir. İşte kimya ve kimyayı var eden kimyager, bir ülkenin: tarih sahnesinde- bilimsel gücü elinde tutan bir ülke – olarak söz sahibi olmasını sağlar. Tüm bu bilgiler ışığında hammadde, emek, zaman, mekân, sermaye ve öteki girdilere olan ihtiyacı azalttığı için kimya her şeyi ikame etmekte, ileri bir ekonominin merkezi haline gelmektedir ve bu gerçekleştikçe de önemi artmaktadır.

Kaynaklar

  1. Kimya sanayi özel ihtisas komisyonu raporu devlet planlama teşkilatı müsteşarlığı, DOKUZUNCU KALKINMA PLANI (2007-2013)
  2. Türkiye Cumhuriyeti-Ekonomi Başkanlığı, 2012 İhracat Genel Müdürlüğü Kimya Ürünleri ve özel İhracat Daire Başkanlığı
  3. TC BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI—KİMYA SEKTÖRÜ RAPORU 2012/1
  4. TÜRK KİMYA SANAYİSİ, SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MART 2010
  5. AR-GE BÜLTEN ARAŞTIRMA VE MESLEKLERİ GELİŞTİRME MÜDÜRLÜĞÜ (Kimya Sanayinin Bugünü ve Yarını ELİF UĞUR)
  6. SE DE FED KİMYA SANAYİSİ REKABET GÜCÜ RAPORU
  7. http://www.bilgiustam.com/margarinin-icadi-ve-uretimi/
  8. http://kimyaokulu.com/icerik.aspx?yazid=861&baslik=kimyanin+yuzyilimiza+getirdikleri
  9. http://tr.wikipedia.org/wiki/Kimya
  10. http://www.kalkinma.gov.tr/Pages/content.aspx?List=0e61756a%2Db3f2%2D4261%2D8c0d%2D2350283f9855&ID=30&Source=http%3A%2F%2Fwww%2Ekalkinma%2Egov%2Etr%2FPages%2FOzelIhtisasKomisyonuRaporlari%2Easpx&ContentTypeId=0x010073418295019B8B429A88657B85E98E48

 

Yazar : Sümeyya YAĞMURTAŞAN

Üniversite : Hacettepe Üniversitesi

Bölüm : Kimyager

Dergi : Sayı 17– Sayfa 19

İnovatif Kimya Dergisi aylık olarak çıkan bir e-dergidir. Kimya ve Kimya Sektörü ile ilgili yazılar yazılmaktadır.
×
İnovatif Kimya Dergisi aylık olarak çıkan bir e-dergidir. Kimya ve Kimya Sektörü ile ilgili yazılar yazılmaktadır.