Gizemli Bir Köken: İskenderiye Camı

Gizemli Bir Köken: İskenderiye Camı

Fotoğraf : Roma işgali esnasında Mısır’dan toplanan, MS birinci ya da ikinci yüzyıl tarihli, cam kaplar.

İzotopların eser miktarları, Roma İmparatorluğu’nda oldukça değerli bir cam türünün gerçek kökenine ışık tutuyor.

Cam, özellikle sert kristali andıran renksiz, saydam bir versiyonu başta olmak üzere Roma İmparatorluğunda oldukça değerliydi; ancak “İskenderiye camı” olarak bilinen bu hayranlık uyandıran materyalin kaynağı uzun zaman bir sır olarak kaldı. Şimdi, camın içeriğindeki Hafniyum (Hf) elementinin eser miktarıyla yapılan çalışmalarla araştırmacılar, bu değerli maddenin sahiden Antik Mısır’da ortaya çıktığını gösterdiler.

Belçika’daki Lauven Katolik Üniversitesinde bir arkeometrist olan ve yeni çalışmada yer almayan Patrick Degryse, Roma İmparatorluğu döneminde, ilk kez büyük ölçüde, yiyecek ve içeceklerin cam kaplarda servis edildiğini söyledi ve bu durum için “O, her masadaydı.” dedi. Cam, pencere ve mozaiklerde de kullanılmıştı.

Bütün bu camlar bir yerden gelmeliydi. MS birinci ve dokuzuncu yüzyılları arasında, Mısır’ın kıyı kesimlerindeki Romalı camcılar ve Doğu Akdeniz Bölgesi, fırınları kum ile doldurdu. Yarattıkları bu devasa cam levhalar terazilerde neredeyse 20 tonu gösterdi. Daha sonra bu cam, eritilip hedef ürüne dönüştürüleceği cam fabrikalarına dağıtılmak üzere kırıldı.

Ancak birçok insanın kesin olarak istediği şey, renksiz camdı; bu yüzden cam üreticileri karışımlarına farklı elementler eklemeyi denediler. Doğu Akdeniz Bölgesindeki üreticilerin, kumdaki demir safsızlıkları ile reaksiyona giren Mangan (Mn) elementini kullandıkları bilinmektedir. Bu ay Scientific Reporst’da yayımlanan çalışmayı yöneten Danimarka’daki Aarhus Üniversitesinde bir yerbilimci olan Gry Hoffmann Barfod, manganla işlem görmüş camın hala biraz rengini koruduğunu, söyledi. Bu cam için “Mükemmel değildi.” dedi.

Cam üreticileri bir diğer yandan, çok daha iyi sonuçlarla, antimon eklemeyi de denediler. Dr. Barfod bu deneme için “Bu, tamamen saydam bir kristal oluşturdu.” dedi.

Pahalıydı: MS dördüncü yüzyıl başlarında Roma imparatoru Diocletian tarafından yayımlanan bir fiyat listesi, bu renksiz camdan “İskenderiye camı” olarak bahsetti ve bu cama, mangan ile muamele edilmiş camın neredeyse iki katı kadar değer biçti. Ancak İskenderiye camının kökeni, adına rağmen, hiçbir zaman kesin olarak Mısır’a ilişik olmamıştı.

Dr.Barfod “Mangan ile rengi giderilmiş cam için fabrikalarımız var ancak İskenderiye camı için fabrikalarımız yok” dedi. “Bu, tarihçilerin çözmeyi düşlediği bir gizem olmuştu.”

Bu muammanın harekete geçirdiği Dr.Barfod ve meslektaşları Kuzey Ürdün’de kazı ile çıkarılan 37 cam parçasını analiz ettiler. Her biri bir parmak boyunu geçmeyen bu cam kırığı parçaları, MS birinci yüzyıldan dördüncü yüzyıla kadar üretilmiş mangan ile işlem görmüş cam ve İskenderiye camı içeriyordu. Örnek, aynı zamanda çok yakın geçmişte Mısır ya da Doğu Akdeniz ülkelerinde üretildiği bilinen diğer cam numuneleri de içeriyordu.

Araştırmacılar, kumun bir bileşeni olan zirkon mineralinin içinde eser miktarda bulunan Hafniyum elementi üzerinde yoğunlaştılar. Cam parçalarındaki iki hafniyum izotopu oranını ve hafniyum konsantrasyonunu ölçtüler.

Dr.Barfod ve çalışma arkadaşları, farklı coğrafi bölgelerde dövülmüş camın farklı hafniyum etkilerine sahip olduğunu gösterdiler. Ekip, Mısır camının mütemadiyen daha çok hafniyum içerdiğini ve Doğu Akdeniz ülkelerinde üretilen camdan daha düşük izotopik hafniyum oranlarına sahip olduğunu buldu.

Dr.Barfod ve meslektaşları bu farklılıkların mantıklı olduğunu ileri sürdü çünkü kumun içerisindeki zirkon kristalleri tabiat tarafından doğal olarak çeşitlendirilir.

Nil Nehri ağzından atıldıktan sonra kum, su akıntıları ile itilerek Doğu Akdeniz’in doğu ve kuzey kıyısına kadar ilerler. Kum içerisindeki zirkon kristalleri ağırdır; bu yüzden Mısır sahilleri üzerindeki yolculuğun başlarında, zirkon dibe çökme eğilimindedir. Araştırmacılar, bunun, Mısır fırınlarında dövülmüş camın niçin Doğu Akdeniz bölgesine ait camdan daha çok hafniyum içerdiğini açıkladığını iddia ediyor.

Araştırmacılar İskenderiye ve manganla işlenmiş cam örneklerini analiz ettiklerinde, yine hafniyumda belirgin farklılıklar buldular. Beklenildiği gibi, Mangan ile işlenmiş cam Doğu Akdeniz’de üretilmiş olanla benzer hafniyum özelliklerine sahipti ve şeffaf cam konusunda en iyisi olan İskenderiye camı kimyasal açıdan Mısır camına benziyordu.

Dr.Barfod, İskenderiye camının kökeninin sonunda saptanması ümit verici, dedi ve ekledi: “Bu 10 yıldır sonuca bağlanmamış bir sorun olmuştu.”

Ancak Mısır ve Doğu Akdeniz’den gelen camların niçin farklı hafniyum izotop oranları gösterdikleri hala gizemini koruyor. Dr.Barfod: “Bir ihtimal, belirli izotopik oranlar içeren zirkonlar; daha büyük, daha yoğun ya da daha iridir ki bu da onların hareketlerine etki eder, bilmiyoruz.” dedi.

Dr.Barfod son olarak şunları söyledi: “Mısır ve Doğu Akdeniz sahili kumlarının kimyalarını analiz etmek, bu bulguları teyit etmek için mantıklı bir yol olacak. Açıkça görülüyor ki bir sonraki adım, gitmek ve bu iki alandan da kum getirmek olacak.”

Kaynak : nytimes.com

Okumanızı Öneriyoruz

Ayçiçek Yağı Kutuplarda Korozyonu Önlemeye Yardımcı Oluyor

Rusya’da Kazan Federal Üniversitesi (KFU) araştırmacıları tarafından yapılan yeni bir çalışmaya göre, ayçiçek yağı kutuplardaki …