hidroelektrik-projeler-insan-sagligi-icin-risk-olusturuyor

Harvard Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan yeni bir çalışmaya göre, hayata geçmesi planlanan Kanada hidroelektrik projelerinden % 90 kadarının yerli halkın yakınlarında bulunan besin ağındaki nörotoksin metil merkür konsantrasyonunu arttıracağı düşünülmektedir.

Yapılan araştırmada, bahsi geçen hidroelektrik projelerin insan sağlığı için olası etkileri üzerinde durulmakta ve sel öncesi toprağın üst tabakasının taşınması gibi yarar sağlayacağı düşünülen etkileri azaltma çalışmalarının yürütülmesi gereken bölgeler belirtilmektedir. Çalışmalarda, Kanada’da hayata geçmesi planlanan ya da yapım aşamasında olan 22 hidroelektrik rezervi için metil merkür artışının tahmin edilmesinde topraktaki karbon döngüsü ve rezerv tasarımı gibi etmenler kullanılmaktadır.

Harvard John A. Paulson Mühendislik ve Uygulamalı Bilimler (SEAS) Fakültesi’nde çevre bilimi ve mühendisliği doçenti olan Elsie Sunderland’a göre “Hidroelektrik projelerin sel sonrası insan ve ekolojik etkiler üzerinde artan metil merkür maruziyetleriyle ilişkisi geriye dönük olarak bakıldığında yani sadece hasar sonrası durumda anlaşılabilmektedir.” Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu’nda çalışan ve bu araştırmanın uzman yazarı Thomas D. Cabot ise “Bu makale, amaçlanan hidroelektrik gelişiminin yerel halk üzerindeki etkilerini tahmin etmekte ileriye dönük muhtemel bir tabloyu gözler önüne sermektir.” diyerek araştırma hakkındaki görüşlerinin dile getiriyor.

Bu araştırma Environmental Science & Technology dergisinde yayınlanmıştır.

Hidroelektrik projeler için barajların yapım aşamasında arazinin sular altında kalması gibi sebeplerle topraktaki doğal olarak oluşan cıva mikroplar tarafından güçlü metil merküre dönüştürülmektedir. Oluşan metil merkür; suya ve hayvanlara geçerek besin zincirinde üst seviyelere kadar taşınarak yayılır. Yerli halkın özellikle düşünülen hidroelektrik projelerin yakınlarındaki balıklar, kuşlar, ayı balığı gibi deniz memelilerince zengin bir beslenme alışkanlığına sahip olmaları dolayısıyla oldukça tehlikeli toksin etki söz konusudur.

Harvard ekibi, metil merkürün insan popülasyonlarını nasıl etkilediğini anlamak için Labrador’daki Muskrat Şelalesi hidroelektrik tesisinin akıntı yönünün aşağısındaki üç inuit halkı üzerinde çalışmalarda bulundular. Projenin Churchill Nehri sınırındaki arazinin Melville Gölü denilen bölgeden yukarı doğru olan alanın sular altında kalmasını zorunlu kıldığını saptadılar.

Sunderland ve ekibi; ekosistemde metil merkürün nasıl biriktiğine ilişkin çok yönlü bir soruşturma yürütmekle birlikte beslenmeleri ve geçim kaynakları bu ekosisteme dayalı toplulukların nasıl etkileneceği üzerindeki çalışmalarını da bu bölgede 2012’den beri sürdürmektedir.

Churchill Nehri’nde ve aşağı akan haliç suyundaki metil merkür seviyeleri için sistemi oluşturabilmek adına araştırma grubu bu ekosistem aracılığıyla cıva döngüsünün hangi farklı biçimlerde gerçekleştiği konusunda geniş ölçekte ölçümler toplayarak sel sonrası olası durumun tahmini için matematiksel bir model tasarladılar. Daha sonra, somon veya alabalık gibi farklı tür balık ve yaban hayvanlarındaki toksin düzeylerinin elde edilmesinde her bir gıda maddesi için özgün kimyasal izleyiciler ile besin ağındaki metil merkür seviyelerinin ölçümlerini göz önünde bulundurdular. Araştırma ekibi son olarak; beslenme şekli ve metil merkür maruziyetinin temeli üzerinde çalışmalarını devam ettirerek Melville Gölü kıyısında yaşayan 1000’den fazla inuit halkının beslenmelerindeki değişikliklerin bireysel maruziyeti nasıl etkileyeceğini anlamaya yöneldiler.

Makalede ismi ilk olarak geçen yazar ve Sunderland Laboratuvarı’ndaki lisansüstü öğrencisi olan Ryan Calder’a göre: Elde edilen bilgilerin tümü topladıktan sonra, bu insanların yerel yaban hayatı içinde artan metil merkür seviyeleri ile ilişkili olarak maruziyetlerinin nasıl değişeceğini ve de bu nüfustan en çok kimin etkileneceğini hızla görebilmemiz mümkün olacaktır. “

Nüfusun genelinde metil merkür maruziyetleri arasında büyük farklılıklar söz konusuyken nehrin yukarısındaki bölgenin sular altında kalmasıyla ortalama toksin maruziyetinin iki katına çıkacağını araştırma grubu belirtmektedir.

Bazı insanların ABD Çevre Koruma Ajansı’nın sunduğu metil merkür için referans dozun hâlâ altında olmasına rağmen, maruz kalışta herhangi bir artışın söz konusu olmasıyla kardiyovasküler hastalık riski artacak ve çocuklarda nörogelişimsel gecikmeler görülecektir.

Metil merkür artışının en yüksek olması beklenen yerlerde özellikle nehir balığı gibi yabani yerel avlarla neredeyse her gün beslenenler cıvaya maruziyet riski en yüksek olan insanlardır.

Calder’e göre: “Yoğun olarak yerel av gıdalarıyla beslenen nüfus için, maruziyet artışı oldukça şiddetlidir. Sel öncesi metil merkür maruziyet değerleri referans dozda veya bu değerin altında olan nüfusun önemli bir kesimi için sel sonrası olumsuz etkileri azaltıcı önlemler alınmadığından, maruziyetin daha üst seviyelere çıkmış olduğunu görüyoruz. Bizim çalışmamız, olumsuz etkileri azaltıcı önlemlerin gözler önüne serilmesi gerekliliğini düşündürerek en savunmasız insanlar için olası maruziyet potansiyelini azaltacaktır.”

Özellikle çocuklar ve hamile kadınlar metil merkürün sağlık üzerindeki etkileri açısından büyük risk taşımaktadır.

Araştırma ekibi, Kanada’daki önerilen 22 hidroelektrik proje bölgesi için uyguladıkları prospektif sistem ile risk oluşturacak belirli yan etkileri kamuya açıkça belirtmiştir. Onlara göre hidroelektrik projelerin başlatılması düşünülen 11 kadar yer Muskrat Şelalesi ile karşılaştırıldığında birbirine yakın veya daha büyük değerlerde metil merkür konsantrasyonlarına rastlanmıştır.

Sunderland’e göre “Bizim araştırmamız, yer seçiminin dikkatle yapılması durumunda olumsuz etkilerin en aza indirilerek hidroelektrik projelerin mümkün olabileceğini düşündürmektedir. Bu ekosistemlerdeki öngörülen risklerin yüksek olduğu alanlarda toprağın üst kısmının taşınarak uzaklaştırılması gibi olumsuz etkiyi azaltma önlemlerinin dikkate alınması metilasyon için yüzey sağlar. Ayrıca yaptığımız bu araştırma, hasar oluşumundan önce çevresel etkilerin tahmin edilmesi konusunda ve yakınlardaki yerli halk üzerinde haksız bir yük oluşturmayacak şekilde yeşil enerji alternatifleri aracılığıyla ileriye doğru taşınabilmesi gibi yeni kapılar açmaktadır.”

Kaynak : sciencedaily.com

Haberi Çeviren : Elif Tuna

Üniversite : Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (Ankara Üniversitesi – Analitik Kimya – Doktora Öğrencisi)

Bölüm : Kimya Mühendisliği

Mail : eliftuna_89@hotmail.com

Not : Haberlerin dergi yönetimi ile çevirene haber verilmeksizin yayınlanması, kopyalanması, kendi web sitenize eklenmesi kesinlikle yasaktır.  Bir yerde yayınlamayı düşünenler iletisim@inovatifkimyadergisi.com adresine ve de haberi çeviren arkadaşımıza mail atarak durumu belirtmeleri gerekmektedir.

İnovatif Kimya Dergisi aylık olarak çıkan bir e-dergidir. Kimya ve Kimya Sektörü ile ilgili yazılar yazılmaktadır.
×
İnovatif Kimya Dergisi aylık olarak çıkan bir e-dergidir. Kimya ve Kimya Sektörü ile ilgili yazılar yazılmaktadır.