Laboratuvar Ortamında Yetiştirilen Et, Küresel Isınmayı Tetikleyebilir

Bilim insanları, laboratuvarda et yetiştirmenin uzun vadede iklime sığır etinden daha fazla zarar verebileceğini söylüyor.

Araştırmacılar geleneksel et alternatifleri arıyor, çünkü tarım hayvanları küresel sıcaklıkların artmasını tetikliyor. Ancak, laboratuvarda yetişen et bazı durumlarda sorunları daha da kötüleştirebilir.

Araştırmacılar, laboratuvar etini üretecek enerjinin nasıl üretildiğine bağlı olduğunu söylüyor.

Bilim İnsanları Neden Laboratuvarda Et Yetiştirmeyi Deniyor?

Et tüketiminin gezegen üzerindeki etkisiyle ilgili artan bir endişe var. Sıcaklıkların artmasına sebep olan sera gazı emisyonlarının yaklaşık dörtte birinin tarımdan geldiği tahmin ediliyor.

Sığır eti üretimi, gübrelerinden ve aynı zamanda sindirim süreçlerinden metan ve azot oksit yayan büyükbaş hayvanlar en büyük suçlu olarak kabul ediliyor.

Ayrıca arazilere yapılan gübre uygulanmasından, toprağın mera veya yem üretimi için dönüşümünden kaynaklanan ilave gazlar vardır.

İklim üzerindeki bu etkiler ve refah ve sürdürülebilirlik gibi konularda bir takım endişeler nedeniyle, bilim insanları son yıllarda fabrikalarda veya laboratuvarlarda hayvan hücrelerinden yetiştirilebilecek et geliştirmeye çalışmışlardır.

Fark edilen bir avantaj çok daha düşük sera gazı emisyonları, özellikle de metan olacaktır.

Bu Et Yetiştirme Çabaları Nasıl Arttı?

2013’te Hollandalı bir bilim insanları ekibi, laboratuarda yetişen dünyanın ilk burgeri olduğunu iddia ettikleri şeyi üretti.

O zamandan beri, çok fazla aldatmaca ve gürültü, aynı zamanda birtakım gelişmeler var.

İşlem temel olarak kök hücrelerin hayvan dokusundan toplanmasını ve daha sonra bunların elyaflara farklılaşmasını sağlamayı içerir; bunlar daha sonra geliştirilir ve et olarak toplanıp satılabilecek yeterli bir kas dokusu kütlesi haline getirilir.

Kaliforniya’daki firmalar bazı önemli adımlar attılar. Geçen yıl Just adlı bir firma tarafından geliştirilen tavuk kanadı, meslektaşım James Cook tarafından tadılmıştı.

ABD’nin en büyük et işlemcilerinden biri olan Tyson Foods, bu alanda “hayvan yerine hücre topladığını” belirten bir başka firma olan Memphis Meats’e de açıklanmayan bir miktar yatırım yaptı.

Ancak vaatlerine rağmen, hiç kimse henüz laboratuar ortamında üretilmiş eti halka satmak için toplu olarak üretmedi.

Bu Çalışmada Ne Bulundu?

Oxford Martin Okulu’ndan araştırmacılar, sığır etlerine karşı laboratuvarda yetiştirilmiş etin uzun vadeli iklim etkilerine baktılar. Bilim insanları önceki çalışmaların sığırlardan kaynaklanan çeşitli emisyonları göz önüne alma eğiliminde olduklarını ve hepsini karbondioksit eşdeğerine dönüştürdüğünü söylüyorlar.

Ekip, metan ve azot oksit iklim üzerinde farklı etkilere sahip olduğu için bunun size resmin tamamını sunmadığını söylüyor.

Ortak yazar Prof. Raymond Pierrehumbert, “Ton başına atmosfere salınan metan, karbondioksitten çok daha büyük bir ısıtma etkisine sahiptir. Ancak, karbondioksit bin yıl boyunca atmosferde kalıp birikme yaparken metan yaklaşık 12 yıl atmosferde kalır,” demiştir.

“Bu da metanın ısınma üzerindeki uzun vadeli etkisinin kümülatif olmadığı ve emisyonların zamanla artması ya da azalmasından büyük oranda etkilendiği anlamına geliyor”

Bilim insanlarının iklim modeli, bazı durumlarda ve çok uzun vadede laboratuvar et üretiminin daha fazla ısınmaya neden olabileceğini buldu.

Bunun nedeni, laboratuvardan çıkan emisyonların, neredeyse tamamen karbondioksitten oluşan ve yüzlerce yıldır atmosferde devam eden enerji üretimi ile ilgili olmasıdır.

“Laboratuvarda üretilmiş etin iklimsel etkileri sürdürülebilir enerji üretiminin ne düzeyde başarılı olacağına ve gelecekteki kültür proseslerinin verimliliğine bağlı olacaktır,” demiştir baş yazar Dr. John Lynch.

“Eğer ki lab üretimli etin üretilmesi oldukça enerji yoğunluklu bir işlem ise o zaman ineklerin sebep olduğundan daha kötü bir sonuçla karşılaşılabilir.”

Gelecekte Et Üretimi Azalırsa Ne Olur?

Araştırmacıların oluşturduğu senaryolardan birine göre başlangıçta et tüketimi artacak ve zamanla daha sürdürülebilir seviyelere gerileyecek.

Bilim insanları, büyükbaş hayvan üretim sistemlerinin bu zaman dilimi içerisinde genellikle daha yüksek bir ısınma gösterdiğini, ancak lab üretimli et için üretimin erken döneminde büyük ölçekli CO2 emisyonlarının devam etmesinin bir sonucu olarak, bu üretimin uzun vadeli faydaları; sığır sistemlerine göre daha da azaltılmıştır.

Dr Lynch, “Bu uygulamanın kolayca çok etkili bir işlemin yerine az etkili bir işlemi koyacak kadar enerji tasarruflu olması oldukça iyi bir şey olabilirdi,” dedi Dr. Lynch.

“Ama şu anda orada bulunan kültürlü et sistemlerinden bu değerlendirmeyi kesin olarak yapamayız.”

Elbette laboratuvarda et üretmenin iklim değişikliğinin dışında yararları olabilir mi?

Evet, yazarlar, kültürlenmiş etin su kirliliğini önlemek de dahil olmak üzere bir dizi başka faktörünün göz önüne alınması gerektiğini söylüyorlar. Ancak bu konunun net olmadığını söyleyen uzmanlar da var.

“Yapay et, suda organik veya kimyasal molekül kalıntılarının varlığına neden olabilir, çünkü işlemin, etin yetiştirilmesi için kültür ortamına eklenmesi için hormonlar, büyüme faktörleri gibi büyük miktarda kimyasal ve organik moleküllerin üretilmesi gerekebilir” demiştir Fransa Ulusal Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nde, çalışmaya dahil olmamış Prof Jean-Francois Hocquette.

Bu araştırma, insanları kültürlü et yemekten caydırır mı?

Ürünlerin henüz laboratuvardan çıkmadığını söylemek için henüz çok erken.

Bazı araştırmacılar, kültürlü etin, tüketicilerden büyük bir darbe almadan önce aşılması gereken başka engellerin olduğunu söylüyor.

Konuyu inceleyen Bath Üniversitesi’nden Dr. Chris Bryant, “Çoğu tüketicinin kültürlü eti hiç duymadığını ve çoğu kişinin geleneksel et üretiminin çevreye zarar verdiğini bilmediğini belirtmekte fayda var,”dedi.

“Kültürlü et hakkında bilgi sahibi olan tüketiciler genellikle temel olarak hayvanlara sağladığı faydaları düşünürler. Buna göre, çevresel faktörler bazı tüketiciler için bir sorun olacak ve çevreye duyarlı birçok alıcı zaten et ve süt tüketiminden uzaklaşıyor” dedi.

Kaynak: bbc.com

Yorumlar
About Hacer Demir

27 Nisan 1993’te Bursa’da doğdu. Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü mezunu. 2016 yılında tamamladığı lisans eğitimi sırasında “Kimyasal Dezenfeksiyonda Bakterilerin Fizyolojik Özelliklerinin Önemi”, “Atıksulardan Kaynaklı Ağır Metallerin Carassius Gibelio Türündeki Birikimlerinin İncelenmesi” ve “Su Ayakizi” konuları üzerine yoğunlaştı. Mesleğiyle ilgili eğitim ve programlara katılıyor, araştırmayı, yeni şeyler öğrenmeyi ve kendini geliştirmeyi seviyor. Çevre ile ilgili yenilikçi haberleri takip etmeyi ve çeviri yapmayı sevdiği için İnovatif Kimya Dergisi ekibine katılmaya karar verdi.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Send this to a friend