Moleküler Bir Yapıştırıcı Beyin Ağlarını Korumaktadır

Fotoğraf : Yuvarlak solucan derisinin çevresindeki yapıştırıcı görevi gören mor bölgeler. Bu bölgeler, gerilme durumlarında hücrelerin sağlam kalmasına yardım etmektedirler. Kaynak: Queensland Üniversitesi

Queensland Üniversitesi araştırmacıları, sarsıcı beyin yaralanmaları ve nörodejeneratif hastalıkların ayırıcı özelliği olan dejenerasyona karşı direnç gösterebilen bazı beyin ağları içerisinde yeni bir yolak keşfetmişlerdir.

Queensland Üniversitesi yaşlılık ve akıl hastalıkları üzerine Clem Jones Beyin Enstitüsü Araştırma Merkezi’nden Prof. Massimo Hilliard ve Dr. Sean Coakley, hücrelerdeki, beyin hücreleri arasındaki bağlantıları koruyan ve nörodejenerasyonu önleyen moleküler bir yapıştırıcının yapışkanlığını kontrol eden bir yolağı keşfetmişlerdir.

Dr. Coakley “Beyin hücrelerimiz, düzgün çalışması için korunması gereken akson adı verilen uzun kablo benzeri yapılardan gönderilen elektrik sinyalleri aracılığıyla birbirleri ile iletişim kurmaktadırlar. Aksonlar bir insan saçının ellide biri genişliğindedirler ve bu nedenle hasara karşı son derece savunmasızdırlar. Nöronlar arasındaki bağlantı kaybının beyin için yıkıcı sonuçları mevcuttur,” demiştir.

Prof. Hilliard “Aksonlar, vücut günlük hareketler sırasında bükülüp gerildikçe, örnek olarak bacaklarınızda ve kollarınızda, sürekli gergin durumdadırlar. Yuvarlak solucan türü olan C. elegans’ta, dokunma hissine ilişkin mesajları taşıyan ve keşfimiz sonucu esasında korunan ve mekanik gerilmelere karşı direnci artırılan aksonlar, canlının derisine yerleşmiş hâldedirler. Akson, derinin çevresine yapışık durumdadır ve bu adezyondaki bir kusur, solucanın en ufak hareketiyle bile aksonun kırılmasına yol açmaktadır,” demiştir.

Genetik bilgiler ışığında ve yüksek çözünürlüklü mikroskopi sayesinde araştırmacılar, adezyonun sağlamlığını ya da “yapışkanlığını” kontrol eden ve asıl olarak aksonların fonksiyonlarını, yapılarını koruyan bir grup molekül keşfetmişlerdir.

Dr. Coakley “Dikkat çekici biçimde, benzer görev üstlendikleri düşünülen bu moleküller, memeliler de dâhil olmak üzere hayvanlar alemindeki tüm türlerde mevcuttur. Keşfedilen moleküller bu kırılgan aksonların sağlıklı bireylerde bozulmaya ve hastalık durumlarında nasıl kötüleşebileceğine ışık tutmaktadırlar. Akson dejenerasyonunun 100 yıldan daha uzun bir süre önce keşfedilmesine rağmen, hâlen bu temel bağlantıların nasıl korunduğunu anlamaya çalışmaktayız,” ifadelerini kullanmıştır.

Araştırma Nature Communications dergisinde yayımlanmıştır.

Makaleyi görüntülemek için “GTPase Aktive Edici Protein TBC-10 ve β -spectrin ile Aksonal Bağlantıların Epidermal Kontrolü Aksonal Dejenerasyonu Engellemektedir” buraya tıklayın.

Kaynak: phys.org

Author

14 Şubat 1997 tarihinde Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde doğdu. 2015 yılında ortaöğretimini tamamladı ve aynı yıl Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünde İngilizce eğitim görmeye hak kazandı. 2016 – 2017 yılları arasında Tema Vakfı'nda çeşitli faaliyetlerde bulundu ve Çanakkale bölgesinde yaklaşık 4000 fidanı ve binlerce meşe palamudunu toprak ile buluşturmaya ön ayak oldu. Sürmekte olan lisans eğitimi içerisinde ikinci üniversite olarak Anadolu Üniversitesi, Web Tasarımı ve Kodlama bölümünü tercih etti. 2018 yılının eğitim döneminde üniversitede bulunan Araştırma ve Uygulama Hastanesinin Tıbbi Genetik Laboratuvarında kısmi zamanlı olarak çalışmaya başladı. Moleküler sitogenetik, kanser araştırma ve gıda bilimi ve teknolojileri araştırma laboratuvarlarının yanı sıra analitik kimya laboratuvarında da staj gördü. Kimyaya olan ilgisini ve bilgisini artırmak, yabancı dilini daha kaliteli bir seviyeye taşımak adına, Ocak 2019’da, gönüllü olarak İnovatif Kimya Dergisi ekibine katıldı.