Şiddetli COVID-19’da Antik Neandertal Mirası

Şiddetli COVID-19'da Antik Neandertal Mirası

Fotoğraf : İlkel insan sahnesi, konsept fotoğraf.

Yeni bir araştırmaya göre, genetik varyantlar, taşıyıcılarını şiddetli COVID-19’a daha riskli durumda bırakan Neandertaller’in mirasıdır.

2019’un sonlarında ilk kez ortaya çıkmasından bu yana yeni bir virüs olan SARS-CoV-2, bulaştığı virüsler üzerinde çeşitli etkilere sahipti. Virüsün neden olduğu hastalık olan COVID-19 ile şiddetli hastalığa yakalanan insanların bir kısmının hastaneye yatışları gerekirken, diğerleri hafif semptomlara sahipti ve hatta asemptomatikti.

Bir kişinin şiddetli bir reaksiyona yatkınlığını, yaşı ve diğer tıbbi durumların varlığı gibi etkileyen birçok faktör vardır. Fakat, kişinin ayrıca genetiğinin de bir rolü vardır ve son birkaç aydır COVID-19 Konak Genetiği Girişimi tarafından yapılan araştırma gösteriyor ki, kromozom 3 üzerinde bir bölgedeki genetik varyantlar taşıyıcılarının hastalığın şiddetli bir form geliştirmesine yönelik daha büyük bir risk oluşturmaktadır.

Nature’de yayınlanan yeni bir çalışma, Güney Avrupa’dan 50.000 yıl yaşındaki bir Neandertalin neredeyse aynı genetik bölgeye sahip olduğunu ortaya çıkardı. Daha ileri analizler, varyantların, ırkların karışımı yoluyla, yaklaşık 60.000 yıl önce modern insanlığın atalarına geldiğini göstermiştir.

Okinawa Bilim ve Teknoloji Enstitüsü Yüksek Lisans Üniversitesi’nde İnsan Evrimsel Genomik Birimi’nin başkanı Profesör Svante Pääbo, “Neandertaller tarafından gelen genetik mirasın, mevcut salgın boyunca bu kadar trajik sonuçlara sahip olması çarpıcıdır,” dedi.

Genlerimizde Şiddetli COVID-19 Yazılı mı?

Kromozomlar, bir organizmanın genetik malzemesini taşıyan ve hücrelerin çekirdeğinde bulunan küçük yapılardır. Her bir atadan miras alınan her çiftte bir kromozom ile çiftler halinde gelirler. İnsanlar bu çiftlerin 23 tanesine sahiptir. Böylece, 46 kromozom, milyonlarca baz çifti üzerinde milyonlarca olan DNA’mızın tamamını taşır. Ve büyük çoğunluğun insanlar arasında aynı olmasına rağmen, DNA seviyesinde mutasyonlar meydana gelir ve varyasyonlar devam eder.

COVID-19 Konak Genetiği Girişimi tarafından yapılan araştırma, hem şiddetli COVID-19 sebebi ile hastaneye yatırılmış hem de virüsten enfekte olmuş ancak hastaneye yatırılmamış kişileri kapsayan 3.000’den fazla kişiye baktı. Bu araştırma, virüs ile enfekte olan bir kişinin şiddetli bir şekilde hasta olup olmayacağını ve hastaneye yatırılması gerekip gerekmediğini etkisi altına alan kromozom 3 üzerinde bir bölge belirledi.

49.4 bin baz çiftini kapsayan tanımlanmış genetik bölgeler çok uzundur, ve şiddetli COVID-19’a daha yüksek bir risk oluşturan varyantlar güçlü bir şekilde bağlantılıdır – bir kişi varyantların bir tanesine sahipse eğer, muhtemelen on üçünün hepsine sahip olma olasılığı yüksektir. Bunlar gibi varyantların daha önce Neandertallerden veya Denisovalılardan geldiği bulunmuştu, bu nedenle Profesör Pääbo, makalenin ilk yazarı ve Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü ve Karolinska Enstitüsü’nde bir araştırmacı olan Profesör Hugo Zeberg ile işbirliğinde bu durumun olup olmadığını araştırmaya karar verdi.

Pääbo ve Zeberg, Güney Avrupa’dan bir Neandertal’in neredeyse özdeş bir genetik bölge taşıdığını, ancak güney Siberya’dan iki Neandertal ve bir Denisova’lının taşımadığını buldular.

Sonrasında, varyantların Neandertallerden mi gelmiş olup olmadığını veya hem Neandertaller hem de günümüz insanları tarafından ortak bir soy yoluyla mı miras kaldığını sorguladılar.

Eğer varyantlar iki grup insan arasından ırkların karışımından gelseydi, bu 50.000 yıl kadar yakın bir zamanda meydana gelmiş olacaktı. Oysa varyantlar son ortak soydan gelseydi, modern insanlarda yaklaşık 550.000 yıldır ortalıkta olacaklardı. Ancak rastgele genetik mutasyonlar ve kromozomlar arasındaki rekombinasyon da bu süre boyunca meydana gelmiş olacaktı ve Güney Avrupa’dan gelen Neandertal ve günümüzdeki insanlar arasındaki varyantların, bu kadar uzun bir DNA dizisi üzerinde çok benzer olduğu için, araştırmacılar ırkların karışımından gelme olasılıklarının çok daha yüksek olduğunu gösterdi.

Profesör Pääbo ve Profesör Zeberg, Güney Avrupa’dan gelen Neandertaller’in yaklaşık 60.000 yıl önce iki grubun bir araya geldiği bu DNA bölgesinin günümüz insanlarına katkıda bulunduğu konusunda bir sonuca vardılar.

Neandertal Varyantları Riskin Üç Katına Kadar Çıkıyor

Profesör Zeberg, Neandertal varyantlarını taşıyanların mekanik ventilasyon gerektirme riskinin üç katına kadar çıktığını açıkladı. “Açıkçası, yaşınız ve sahip olabileceğiniz diğer hastalıklar gibi faktörler de virüsten ne kadar şiddetli etkilendiğinizi etkiler. Ancak genetik faktörler arasında bu en güçlü olanıdır.”

Araştırmacılar ayrıca, dünyanın farklı bölgelerinde bu varyantların ne kadar yaygın olduğu konusunda büyük farklılıklar olduğunu buldular. Güney Asya’da popülasyonun yaklaşık %50’si bu varyantları taşıyorken, Doğu Asya’da neredeyse hiç taşıyan yoktur.

Neandertal gen bölgesinin şiddetli hastalıkların meydana gelme riskini artırmasına neden sebep olduğu ile ilişkisi henüz bilinmemektedir. Profesör Pääbo, “bu, bizim ve diğerlerinin şu anda olabildiğince çabuk araştırdığı bir şey,” dedi.

Kaynak : sciencedaily.com

Okumanızı Öneriyoruz

Kentsel Hava Kirliliği COVID-19’u Daha Ölümcül Yapabilir

Yeni araştırma, hava kirliliğinin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Koronavirüs salgınına ölümcül bir etkisi olabileceğini açığa çıkarıyor. …