Genç Mültecilerin Travmatik Geçmişleri Ruhsal Sağlıklarını Nasıl Şekillendiriyor?

Genç Mültecilerin Travmatik Geçmişleri Ruhsal Sağlıklarını Nasıl Şekillendiriyor?Marteza Hasani, altı yaşındayken 2005 yılında Afganistan’dan kaçtı. Oradaki savaş sırasında, Taliban tarafından öldürülen babasının kafasını, ailesinin evinin önünde buldu. Bu 2015 yılında Almanya’ya mülteci olarak gelmeden önce karşılaştığı düşünülemez travmaların ilki oldu. Hasani “Babamın o halini kafamdan çıkaramadım.” Diyor.

Hasani, ruhsal sağlığın bu tür travmalardan nasıl zarar görebileceğini araştırmak için yapılan bu projeye katılan 100’den fazla mülteciden sadece bir tanesi. Belki de şimdiye kadar yürütülen genç mültecilerin psikolojik durumuna yönelik çalışmalardan en büyük ve en ayrıntılısı. Ülkelerinden kaçan gençler genel nüfusa göre ruhsal sağlıklarında sorunların oluşması  konusunda büyük bir risk altında. Göçün kendisinin bu tür bozuklukları geliştirmede bir faktör olduğu bilinmekte, ancak birçok mülteci göçten önce ve göç sırasında şiddet ve yaşamı tehdit eden olaylar da yaşamakta. Yapılan son çalışma, bu olayların psikiyatrik sorunları nasıl etkilediğini ölçmeye çalışan ilk çalışmadır. Bir kişinin yaşadığı her bir birikmiş travma ile ruhsal sağlık sorunları ve şiddetinin gelişme riskinin önemli ölçüde arttığı tespit edildi.

Almanya’nın Mannheim şehrindeki Merkezi Ruh Sağlığı Enstitüsü Müdürü Psikiyatrist Andreas Meyer-Lindenberg “Veriler çok etkileyici. Ama kapsamı çok daha dikkat çekici.”diyor.  Yapılan çalışmadaki yetkililer, daha fazla travma yaşayan mültecilerin ruhsal sağlık sorunları geliştirme riskinin daha yüksek olduğunu ön görüyor.

Çalışmalar, Almanya Göttingen’deki Max Planck Deneysel Tıp Enstitüsü’nde Nörolog ve Psikiyatr olan Hannelore Ehrenreich’in, bu çalışmanın mülteci politikalarının değiştirilmesi gerektiğini ortaya çıkardığını söylüyor. Örneğin, çalışmanın yapıldığı Almanya da dahil olmak üzere birçok ülke, mültecilerin sığınma hakkı sağlanana kadar çalışmasını veya topluma dahil olmasını yasaklamaktadır. “Bu, ülkelerine geri gönderilme korkusuyla daha fazla stres yaşamalarına sebep olur ve böylece ruhsal sağlık sorunları üzerindeki birikimli risklerini artırmış oluruz.” Diyor.

Çevresel Stres Faktörleri

Birleşmiş Milletler’e göre, dünya çapında yaklaşık 71 milyon insan küresel olarak sığınma istiyor. 2014’ten bu yana yani , 2015 göçmen krizinde Avrupa Birliği’ne gelen mültecilerin büyük bir kısmını alan Almanya, yaklaşık 2 milyon sığınmacı aldı. Birçoğu sığınma hakkı kazanıp kazanmadığını öğrenmeden önce mülteci merkezlerinde yıllardır yaşıyor.

Çevresel stres faktörleri, özellikle hafif genetik yatkınlıkları varsa, gençlerin ruhsal bozukluklar geliştirme risklerini artırabilir. Bunlar şiddeti deneyimlemekten ya da şahit olmaktan göç ve şehirde yaşamaya kadar uzanır . 2014 yılında yapılan bir çalışmada, Ehrenreich bir göçmenin çocuğu olmanın bile böyle bir risk oluşturduğunu gösterdi.

Son araştırmada, ekibi 2018–2019 yıllarında Almanya’daki 9 mülteci merkezi 133 görünüşte sağlıklı genç göçmeni işe aldı. Yüzde sekseni erkekti ve göç süreçlerinin yaklaşık üçte biri refakatsiz gerçekleşen çocuklardı. Çoğu Afganistan, Suriye ve Iraklıydı.

Nörolog ve Psikiyatrist Martin Begemann, her katılımcının ayrıntılı fiziksel, psikolojik ve bilişsel muayenelerini yaptı. Sıklıkla işkence, kölelik, fiziksel ve cinsel istismar içeren travmatik deneyimlerini sordu. Yapılan taramalarda katılımcıların% 40’ında ateşli silah yaralanmaları, bıçaklamalar, patlamalar, yanıklar ve elektrik şoklarından kalan yara izleri buldu.

Begemann daha sonra katılımcıların depresyon, psikoz veya bilişsel zorluk belirtileri gösterip göstermediğini belirlemek için her biriyle özel görüşmeler gerçekleştirdi. İhtiyacı olanlar için psikiyatrik tedavi düzenledi.

Risk Korelasyonu

Ekip, göçe ek olarak her katılımcının maruz kaldığı çevresel risk faktörlerinin sayısını saydı. Gençlerin % 40’tan fazlasında 3 veya daha fazla ekstra risk faktörü vardı, örneğin tecavüze uğramış veya köleleştirilmişlerdi. Grubun sadece% 4,5’inde ekstra risk faktörü yoktu.

Araştırmacılar, bu değerlendirmeleri bir kişinin genel ruh sağlığı sorunları riskini ölçmek için kullandılar ve bunun yaşanan risk faktörlerinin sayısıyla adım adım arttığını buldular. Buna ek olarak, mültecilerin günlük yaşamla başa çıkma kabiliyetleri yaşanan her bir travma ile azaldı. Ekip örneğin, bir aile üyesi veya bir arkadaşla kaçmanın ‘psikolojik olarak koruyucu’ olduğu düşünülen bazı faktörler olduğunu ve olumsuz stres faktörlerinin etkilerini hafifletmediğini gösterdi.

Araştırmacılar, göçmenlere kapılarını açan ülkelerde bile stres faktörlerinin sürdüğünü belirtmekte. Örneğin, kötü yaşam koşulları, çoklu yer değiştirme, sosyal dışlanma ve mültecilere yabancı oldukları için gösterilen düşmanlık. İsviçre’nin Cenevre’deki BM Mülteci Dairesi Kıdemli Ruhsal Sağlığı görevlisi Peter Ventevogel, birçok merkezde bunlara benzer stresli koşulların sadece stresi artırdığını ve yapılan son çalışmanın bunu vurguladığını söylüyor.

Avrupa’daki durumun artık özellikle kritik olduğunuda sözlerine ekliyor. Yunan Ege adalarındaki kamplarda bulunan yaklaşık 39.000 mültecinin üçte biri 18 yaşın altında. “Bu çocuklar çaresiz hissediyorlar  acımasız hissediyorlar ve bu ruhsal sağlıkları için çok kötü.” Diyor.

Genç mültecilerin vahşet hikayelerini duymak bile Begemann’ı olumsuz etkiledi. “Kabuslar gördüm ve bir süreliğine psikiyatrik danışmanlık ve tedavi almak zorunda kaldım.”Diyor.

Hasani gibi katılımcılar için bu çalışma faydalı oldu çünkü bu çalışma onları psikiyatrik tedaviye yönlendirdi. Hasani “Şimdi kendimi daha iyi hissediyorum ve artık uyuyabiliyorum.” diyor.

Kaynak : nature.com

Okumanızı Öneriyoruz

Sürdürülebilir Biyoenerji Üretimini İyileştirmek için Tasarlanan Yeni Protein Nanobiyoreaktörü

Fotoğraf: Bir karboksizom ve enzimlerin illüstrasyonu. Liverpool Üniversitesi’nden araştırmacılar, sürdürülebilir ve temiz biyoenerjinin gelecekteki gelişimi …