Kozmetikte ve Tıpta Kullanılan Önemli Bir Madde Milli İmkanlarla Üretildi

Ülkemiz son zamanlarda dışa bağımlılığı azaltmak konusunda büyük adımlar atıyor. Son olarak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyopatoloji Bölümü’nden bir ekip, kozmetikte ve tıpta kullanılan ve pahalı fiyata ithal edilen maddeyi laboratuvar ortamında üretmeyi başardı.

Geçtiğimiz günlerde ülkemizde daha uygun seviyede maliyetle kozmetik ürünlerini üretebilmek için büyük bir adım atıldı. Kozmetik dışında estetik cerrahide ve doku mühendisliğinde de yaygın olarak kullanılan hyalüronik asit, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyopatoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Yazıhan ve çalışma arkadaşları tarafından laboratuvar ortamında üretildi.

Hyalüronik asit, köpek balığı derisi, horoz ibiği ve sığır göz bebekleri gibi çeşitli hayvansal dokulardan üretilebiliyor. Bu asit türü cilt kremlerinde kullanıldığında sudaki ağırlığının neredeyse bin katı kadar nemi ciltte saklı tutabiliyor.

Yurt Dışından Alınıyor ve Pahalıya Satılıyor

Nuray Yazıhan ve çalışma arkadaşları, laboratuvar ortamında hyalüronik asit üretme denemelerine geçmiş çalışmaların üzerinde çalışarak başladı. Yazıhan ve ekibi, Osmangazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Çubuk ve ekibinin başlattığı ‘bakteriden hyalüronik asit üretimi’ üzerinde çalıştı ve gıda ve kozmetik alanlarında kullanılabilir saf hyalüronik asit üretti.

Hyalüronik asidin milli imkanlarla üretimine geçmeye hazırlanan Yazıhan, bu asit türünü yurt dışından aldığımızı ve oldukça pahalı bir madde olduğunu söyledi. Yazıhan’ın sözleri şu şekilde devam etti:

“(Hyalüronik asit) Gıda takviyesi olarak kullanılıyor, kozmetik alanda kullanımı söz konusu artı tıbbi cihazlarda ve tıbbi ürünlerde çok fazla kullanım alanı var. Kullanım alanına göre elde etme yöntemleri ve üretim yöntemleri çok farklılaşıyor, bu fiyata da yansıyor.”

Laboratuvar Ortamında Üretilen Hyalüronik Asit İnsana Daha Uyumlu

Nuray Yazıhan, laboratuvar ortamında üretmeyi başardıkları hyalüronik asitin hayvansal dokulardan üretilen asite göre insan doğasına çok daha uyumlu olduğunu belirtti. Yazıhan, hayvansal kaynaklı ürünler kullanıldığında alerjik reaksiyon görme ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi.

Yazıhan, bununla birlikte hayvanda bakteriyel ya da başka bir tür enfeksiyon olduğunda bu enfeksiyon da dokuyla birlikte taşınabildiğini aktardı. Bu sebeple de genelde hyalüronik asitin bakteriyel olanları ve saflaştırılanlarının tercih edildiğini de ekledi. Kullandıkları bakterilerde herhangi bir genetik değişim yapmadıklarının altını çizdi.

Laboratuvar ortamında hyalüronik asit üretme başarısı, 2020 yılının ilk 6 aylık döneminde hayatımızı da etkileyecek. Yazıhan, bu dönemde hyalüronik asitli gıda takviyesi üretimine geçeceklerini belirtti ve ürünün GDO’suz gıda takviyesi formunda satışa sunulacağını söyledi.

Eklemsel Sorunlar Yaşayanlara Yönelik Olacak

Yazıhan, gıda takviyesinin eklem sorunları yaşayanlara yönelik olacağını aktardı ve şu şekilde devam etti:

“Hyaluronik asit dediğiniz zaman akla güzellik geliyor, kadınların vazgeçilmezi bu, cildiniz açısından çok kritik önemli bir dolgu materyali bu madde ama bunun yanı sıra Türkiye için düşünürsek, çoğu insanda eklem sorunları var ve kemik sağlığı açısından da çok önemli.”

“O açıdan gıda takviyesi olduğu zaman bizim toplumda çoğu insanın, özellikle bayanların belli bir dönem sonrasında takviye olarak aldıkları zaman kemik sağlığına etki eden bir formülasyon olarak karşınıza çıkacak. Eklemlere özel bir şekilde yapılan gıda takviyesi formülasyonu şeklinde yapacağız.”

Kozmetik Alanı İçin Finansal Destek Bulunamadı

Bugüne kadar yalnızca yurt dışından temin edilen hyalüronik asiti ülkemizde üretmeyi başaran Yazıhan ve ekibi, kozmetik alanında bu asit üretiminin gerektirdiği finansal desteği bulamadı. Dolayısıyla kozmetik alanı yerine hyalüronik asitin öncelikle gıda takviyesi olarak üretileceğini söyledi ve devam etti:

“Kozmetik dolgu maddesi yaptığınız zaman kullanacağınız hyalüronik asitin molekül ağırlığıyla beraber üretim şartları da değişecek, tabii bu çok ciddi yatırımlar istiyor. Biz yapılan projelerde aslında kozmetik amacıyla kullanılacak olanları da laboratuvar şartlarında üretmiş bulunuyoruz; ama üretim şartlarımız, imkanlarımız olmadığı için bunları ticarileştirme şansımız maalesef yok.”

“Tabii biz bir Teknopark şirketiyiz, doğal olarak imkanlarımız çok fazla değil. Burada gördüğünüz laboratuvar şartlarında üretim yapıyoruz. Bizim üretim yerimizin sadece gıda takviyesi üretim ruhsatı var. Tabii ki kozmetik ruhsatı olabilecek bir üretim yeri kurabilirsek ileride niye olmasın tabii ki bunu yapmayı da çok isteriz.”

Yazıhan, hyalüronik asitin kozmetik alandaki değerinin çok daha yüksek olduğunu da belirtti. Türkiye’de çok fazla kozmetik üreticisinin olmasından dolayı bu maddenin pazar payının inanılmaz düzeyde olduğunu vurguladı. Böylece maddenin ekonomik anlamda katkı sağlayabileceğini de ekledi.

Kaynak : webtekno.com

Author

İnovatif Kimya Dergisi aylık olarak çıkan bir e-dergidir. Kimya ve Kimya Sektörü ile ilgili yazılar yazılmaktadır.