Zaman makinesi, birçok akademisyene göre yürüttükleri çalışmalar doğrultusunda nihai bir araştırma aracı olma niteliğindedir. Evrimci biyologlar, tarihçiler, iklim bilimciler ile dilbilimciler dünyanın nasıl meydana geldiği konusundaki her türlü teori ve hipotezi kanıtlanabilir olsun veya olmasın birbirlerinin fikirlerinden yararlanarak yorumlar.

Ne yazık ki, zaman makinesi gibi bir teknolojinin günümüzde var olmadığı gibi gelecekte de olması mümkün görünmemektedir. Ancak kromatografi yardımı ile jeokimyacılar, dünyanın başlangıç dönemlerine ait bir takım bulgulara ulaşarak kromatografi yöntemini bir zaman makinası ölçeğinde kullanmayı başarmışlardır. 

Olivin için araştırmalar

İzlanda fiyortları; geniş dağları, buzlu suları ve tabi ki muhteşem manzaraları ile oldukça ünlüdür. Ancak, Ağustos 2016’da jeolog Matt Jackson’ı buradaki Arctic bölgesine çeken başka bir şey vardı. Jackson, olivin olarak bilinen küçük boyutlardaki yeşil renkli taşları arıyordu.

Yaklaşık 10-17 milyon yıl öncesine dayanan patlama sonrası oluştuğu düşünülen olivin, jeologlar için bir belirsizlik kaynağıydı. İzlanda’nın aktif yanardağlarının altında oturduğu düşünülen, dünyanın derinlerinden gelen varsayımsal bir yükselme olarak Jackson’ın kanıtlamayı amaçladığı teori, gerçekte İzlanda için büyük bir ödül niteliği taşımaktadır.

İzotop Oranları

Jackson, olivin numunelerini topladıktan sonra test edilmeleri için California’ya gönderdi. Yapılan testler ile tungsten-184 izotop seviyeleri ile karşılaştırıldığında, daha yaygın olan kimyasal tungsten-182 izotop seviyelerinin ölçülmesi amaçlanmıştı.

Alınan örneklerdeki her iki izotopun anormal oranları, izlenilmesinin mümkün olamayacağı düşünülen eski dönemdeki süreçleri yansıtması bilim adamlarını şok etti. Güneş sisteminin ilk 50 milyon yıllık döneminde gerçekleşen kataklif çarpışmaların dünyayı erittiği düşünülüyordu. Ancak izotop anomalileri, jeokimyacılara geçmişte milyonlarca yıldır dünyada yaşanan süreçler hakkında zengin bilgi sunabiliyor.

Potansiyel sonuçlar

Olivin numunelerin önce analiz için hazırlanması gerekiyor. Tipik olarak süreç, bu kaya örneklerinin asit içerisinde eritilmesini ve sıvı kromatografisi kullanılarak iyon değişim sütunları ile farklı bileşenlerin ayrılması şeklinde devam eder. İyon kromatografisi; “Buz Çekirdekli Paleoiklim Kayıtlarının Oluşturulmasında İyon Kromatografisinin Temel Rolü” başlıklı makalede üzerinde durulan ve jeofizikte sıklıkla kullanılan bir tekniktir.

Toplanan olivin numunelerinin incelenmesi ile dünyanın oluşumuna dair ilk evreleri hakkında daha fazla ipucu elde edileceği umulmaktadır. Böylece, bu yeni bulgular sayesinde dünyanın bulanık evrim zaman çizelgesindeki bir boşluk dolacağı için, gezegenimiz hakkındaki bugünkü bakış açımız potansiyel olarak değişecektir. Tüm bulgular birleştirildiğinde, bilim insanları karanlık çağdaki dünya haritasını oluşturarak dünyanın oluşumunu ve sonraki ilk evrelerini açıklayabilecekler.

Kaynak : chromatographytoday.com