Radyoaktif Elementi Yok Eden Mavi Partiküller

(Fotoğraf: Halen oldukça radyoaktif olan reaktörü kontrol altında tutmak için kubbe şeklindeki beton yapının inşa edildiği Çernobil Nükleer Güç Santrali )

Fransa’da bilim insanları radyoaktif kirliliğe maruz kalan insanlar için daha iyi bir tedaviye öncülük edecek olan Prusya mavisinin nanopartikül esaslı formülasyonunu geliştirdi.

Nükleer reaktörlerdeki nükleer silah deneme ve kazaları sırasında -1986 yılında Çernobil, Ukrayna’da ve daha yakın bir zamanda Fukuşima, Japonya’da olduğu gibi- büyük miktarda radyoaktif kirlilik doğaya salınabilir. Radyoaktif sezyum izotopları bu tür olaylarda saçılan ve insan vücuduna kolayca absorbe olabilen daha yaygın fizyon ürünleri arasındadır. Radyoaktif sezyuma maruziyet birçok kansere, nörolojik etkilere ve olağanüstü durumlarda hızlı bir şekilde ölüme sebep olabilir.

Sezyum zehirlenmesi için kabul edilmiş tek tedavi, sanat dünyasında yaygın olarak Prusya mavisi boyası olarak bilinen, “Radiogardase (demir hekzasiyanoferrat)”dir. Şimdilerde Montpellier Üniversitesi’nden Yannick Gauri liderliğinde bir araştırma takımı sezyumu insan vücudundan mevcut tedavi yönteminden daha etkili bir şekilde atan nanopartikül esaslı Prusya mavisi formülasyonunu geliştirdi.

Guari; “Geliştirilen formülasyonun arındırıcı etken olan Prusya mavisinin küçük partiküllerinden oluşması ve arındırıcı etkenin biyoyararlanımını destekleyen yağlı faz olmak üzere iki avantajı vardır,” şeklinde açıkladı. Bu yağlı faz, fosfolipit karışımı lesitin esasına dayanır ve misel olarak bilinen, yaklaşık 55 nm çapında olan Prusya mavisi kümelerin oluşumuna katkı sağlar. Farelerde yapılan çalışmalar göstermiştir ki bu karışım, sezyumu orijinal tedavi yönteminden %40 daha hızlı bir şekilde insan vücudundan atabilir.

Nanoilaçlar konusunda uzman olan ABD, Florida Üniversitesi’nden Daniel Talham bu ters misel sistemlerinin kapsamlı olarak araştırıldığını, ancak her zaman biyouyumlu olmadıklarını açıkladı. “Şu anki çalışma önceden geliştirilmiş olan misel esaslı ilaç taşıyıcı sistemini kullanıyor ve Prusya mavisi nanopartiküllerin kaplanması için kullanılabildiğini gösteriyor,” demiştir Talham. “Hayvan deneyleri, yaklaşımın etkili olabileceğini gösterdi. Nanopartikülleri kullanmanın olası faydaları, daha düşük ilaç dozları ile daha iyi sağlık neticeleridir,” şeklinde eklemiştir.

Daha önceden geleneksel arıtmada görülmeyen bir nokta da yeni formülasyonun etkililiğinin uygulanan doza da bağlı olduğudur. Bu, 1987 yılında Goiânia, Brezilya’daki radyolojik kazayı takiben araştırma yapmak ve sezyum-137’nin etkilerini azaltmak için yetkilendirilmiş bir takıma liderlik eden dozimetre uzmanı Dunstana Melo’ya göre çok ilginç bir buluştur. Kendisi Goiania’dan olan beşeri verilere göre günlük 3, 6 ve 10 gramlık doz için tesirin aynı olduğunu gözlemlemiştir.“Sezyumun insan vücudundan atımını arttırmak için yeni formülasyonun iyileştirme için uygulanması umut verici görünmektedir.”

Kaynak : chemistryworld.com

27 Nisan 1993’te Bursa’da doğdu. Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü mezunu. 2016 yılında tamamladığı lisans eğitimi sırasında “Kimyasal Dezenfeksiyonda Bakterilerin Fizyolojik Özelliklerinin Önemi”, “Atıksulardan Kaynaklı Ağır Metallerin Carassius Gibelio Türündeki Birikimlerinin İncelenmesi” ve “Su Ayakizi” konuları üzerine yoğunlaştı. Mesleğiyle ilgili eğitim ve programlara katılıyor, araştırmayı, yeni şeyler öğrenmeyi ve kendini geliştirmeyi seviyor. Çevre ile ilgili yenilikçi haberleri takip etmeyi ve çeviri yapmayı sevdiği için İnovatif Kimya Dergisi ekibine katılmaya karar verdi.
×
27 Nisan 1993’te Bursa’da doğdu. Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü mezunu. 2016 yılında tamamladığı lisans eğitimi sırasında “Kimyasal Dezenfeksiyonda Bakterilerin Fizyolojik Özelliklerinin Önemi”, “Atıksulardan Kaynaklı Ağır Metallerin Carassius Gibelio Türündeki Birikimlerinin İncelenmesi” ve “Su Ayakizi” konuları üzerine yoğunlaştı. Mesleğiyle ilgili eğitim ve programlara katılıyor, araştırmayı, yeni şeyler öğrenmeyi ve kendini geliştirmeyi seviyor. Çevre ile ilgili yenilikçi haberleri takip etmeyi ve çeviri yapmayı sevdiği için İnovatif Kimya Dergisi ekibine katılmaya karar verdi.