Toprakta Gizlenmiş Bir Bakteri Stres Bozukluklarınızı Düzeltebilir

Toprakta Gizlenmiş Bir Bakteri Stres Bozukluklarınızı Düzeltebilir

Bilim insanları “hijyen hipotezi” terimini kullandıktan otuz yıl sonra, mikroorganizmalara daha fazla maruz kalmanın sağlığa fayda sağlayabileceğini öne sürme açısından ; Colorado Üniversitesi’ndeki araştırmacılar toprakta yaşayan bir bakteride sorumlu  bir anti-inflamatuar yağ tespit ettiler.

Psikofarmakoloji dergisinde yayınlanan çalışma ; Mycobacterium vaccae bakterisinin stresle ilgili bozuklukları nasıl önlediğini açıklayabilir. Ayrıca araştırmacılar mikrop tabanlı tek adımda geliştirilen ‘stres aşılarına ‘ yaklaşıldığını belirtti.

Fizyoloji Profesörü Christopher Lowry, “Bu bakteride koruyucu etkileri yönlendiren özel bir sos olduğunu düşünüyoruz ve bu yağ bu özel sostaki ana bileşenlerden biri” dedi.

İngiliz bilim insanı  David Strachan ilk olarak 1989’da tartışmalı “hijyen hipotezini” önerdi, bu da modern, steril dünyamızda çocuklukta mikroorganizmalara maruz kalmamanın bozulmuş bağışıklık sistemlerine ve daha yüksek alerji ve astım oranlarına yol açtığını ileri sürdü.

Araştırmacılar teoriyi düzenleyerek , mikroplara maruz kalmamanın hastalığı tetiklediğini öne sürüyorlar fakat  toprakta ve çevrede bulunan yararlı mikroplar.

Araştırmacılar ; “ İnsanlar çiftliklerden uzaklaştıkça ve şehirlere taşındıkça, bağışıklık sistemimizi düzenlemeye ve uygunsuz iltihabı bastırmaya hizmet eden organizmalarla teması kaybettik .Bu bizi inflamatuar hastalık ve stresle ilişkili psikiyatrik bozukluklar için daha yüksek riske soktu.” dedi.

Lowry, sağlıklı bakterilere maruz kalma ile zihinsel sağlık arasında bir bağlantı olduğunu gösteren çok sayıda çalışma yayınladı.

Araştırmalardan biri , hayvanlarla ve bakterilerle çevrili kırsal bir ortamda yetiştirilen çocukların strese dayanıklı bağışıklık sistemlerine sahip olarak büyüdüğünü ve hayvansız şehir hayatı yaşayanlardan daha düşük zihinsel hastalık riski altında olduğunu gösterdi.

Diğer araştırmalarda  bir bakteri türü  olan Mycobacterium vaccae, kemirgenlere enjekte edildiğinde, hayvanların davranışlarını antidepresanlara benzer bir şekilde değiştirdiğini ve beyin üzerinde uzun süreli antiinflamatuar etkilere sahip olduğunu göstermiştir. Çalışmalar abartılı inflamasyonun travma ve stresle ilişkili stres bozukluklarını arttığını göstermiştir.

2017 yılında Ulusal Bilimler Akademisi’nde yayınlanan Lowry’e ait bir çalışmada , stresli bir olaydan önce  M.vaccae enjeksiyonlarının, farelerde strese bağlı kolitten kaçarak stresle ilgili sendromları  önleyebileceğini gösterdi ve daha sonra hayvanlar yeniden stres altında kaldığında daha az kaygılı davrandılar.

Lowry, “Bunun işe yaradığını biliyorduk, ama nedenini bilmiyorduk. Bu yeni makale bunu netleştirmeye yardımcı oluyor.” dedi.

Yeni çalışma için Lowry ve ekibi, Mycobacterium vaccae‘de bulunan 10 (Z) -heksadekenoik asit adı verilen yeni bir lipit veya yağ asidini tanımladı ve izole etti .Kimyasal olarak sentezledi.  Bağışıklık hücreleri uyarıldığında makrofajlarla nasıl etkileşime girdiğini incelemek için yeni nesil sekanslama tekniklerini kullandı.

Hücrelerin içinde, lipitin spesifik bir reseptöre (peroksizom çoğaltıcı ve aktive edici reseptör ) bağlanan anahtar kilit ilişkisi benzer hareket ettiğini  ve iltihaplanmayı yönlendiren bir dizi ana yolu inhibe ettiğini  keşfettiler. Ayrıca, hücreler lipit ile önceden muamele edildiğinde, uyarıldıklarında iltihaplanmaya karşı daha dirençli olduklarını buldular.

Lowry, “Birlikte evrimleştiğimiz bu bakterilerin kollarında bir numara var gibi görünüyor. İmmün hücreleri tarafından alındıklarında, onlar reseptörlere bağlanan ve inflamatuar kaskadını kapatan bu  lipitleri serbest bırakır.” dedi.

Lowry uzun süredir askerlik gibi yüksek stres altında çalışan kişiler için  strese karşı ve psikolojik hasardan kurtulmaları açısından “stres aşısı “ geliştirmeyi öngörmüştür.

“Bu bizim için ileriye doğru büyük bir adım çünkü bakterinin aktif bir bileşenini ve konaktaki bu aktif bileşen için reseptörü tanımlıyor” dedi.

Sadece M. vaccae’nin fayda sağladığı etki mekanizmasını bilmek, potansiyel bir terapötik olarak ona olan güveni artırabilir. Daha ileri çalışmalar, orijinal yağın sadece terapötik etkilere sahip olduğunu gösteriyorsa, bu molekülün ilaç gelişimi için bir hedef haline gelebileceğini söyledi.

Genel olarak, çalışma “eski dostlarımızın” sunabileceği çok şey olduğuna dair daha fazla kanıt sunmaktadır.

Lowry, “Bu, toprakta bulunan bakteri türlerinden sadece biridir ancak toprakta milyonlarca başka tür vardır. Bizi sağlıklı tutmaya yarayan ;  evrimleştikleri bu  mekanizmaları belirleyebilmek için  buzdağının ucunu görmeye başlıyoruz. Hepimiz için hayranlık uyandırmalı. ”dedi.

Kaynak : neurosciencenews.com

Okumanızı Öneriyoruz

Kentsel Hava Kirliliği COVID-19’u Daha Ölümcül Yapabilir

Yeni araştırma, hava kirliliğinin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Koronavirüs salgınına ölümcül bir etkisi olabileceğini açığa çıkarıyor. …