Amerika’da 60 yaş üzeri bayanların 3’te 2’si işitme kaybı sorunu yaşıyor. Harvard üyesi Brigham and Women’s Hastanesi’ndeki araştırmacılar tarafından yönlendirilen bir ekip, hemşirelerin sağlık çalışması (Nurse’s Health Study) verilerinden yararlanarak ibuprofen veya asetaminofen etken maddesini içeren reçetesiz alınan ağrı kesicilerin kullanım süresinin işitme kaybı ile ilgisi olduğunu kanıtlamıştı. American Journal of Epidomology dergisinde yayınlanan yeni çalışma, non steroidal antienflamatuar ilaçların veya asetaminofen de kullanımının işitme kaybı ile ilişkisi olduğunu kanıtlamaktadır.

Brigham and Women’s Hastanesi’nde doktor olan üst düzey yazar Cary Curhan, “İşitme kaybı Amerika’da çok yaygın bir hal aldı ve bu durum yaşam kalitesini etkileyebilir.”

“Değiştirilebilir risk faktörlerinin bulunması, işitme kaybı başlamadan önce riski azaltmanın yollarının  belirlenmesine ve işitme kaybı olan hastalardaki ilerlemeyi yavaşlatmasına yardımcı olabilir.” demiştir.

Araştırma ekibi, hemşirelerin sağlık çalışmalarına (Nurse’s Health Study) kayıtlı 48 ile 73 yaşları arasındaki 54.000’den fazla kadından gelen verileri inceleyip bu hastaların aspirin, ibuprofen ve asetaminofen kullanımıyla ilgili bilgileri ve hasta tarafından beyan edilen işitme kaybını analiz ettiler.

İbuprofen ve asetaminofen etken maddelerinin kullanım süreleri nekadar uzatılırsa, işitme kaybı riski o kadar artmaktadır. Çalışmayı gerçekleştiren bu ekip, normal dozda alınan aspirinin kullanım süresi ile işitme kaybı arasında kayda değer bir ilişki kuramamıştır.( İşitme kaybı, yüksek dozda aspirinin belirgin bir yan etkisidir. Fakat böylesine yüksek dozlar son yirmi yılda nadir görülür.)

Doktor Curhan,”Ağrı kesicilerin yol açtığı işitme kaybı riskinin yüksek derecede olmamasına rağmen, bu ilaçların ne sıklıkla kullanıldığı göz önüne alınırsa küçük bir artış bile önemli sağlık sonuçlarına sebep olabilir. Bu nedensellik varsayıldığında, ibuprofen ve asetaminofen kullanan kadınların yaklaşık olarak %16,2’sinde işitme kaybı görülür.” demiştir.

Bu çalışma Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün (National Institutes of Health) bağışları ile desteklenmiştir.

Kaynak : harvard.edu