Genç bir bünyenin kanı tedavi edici güce sahip gibi görünüyor fakat donörlere güvenmeden onlardan nasıl yararlanırız? Keşfedilen bir protein kan (hematopoetik) kök hücrelerinin gençleşmesine yardımcı olabilir. Bu protein kan kök hücrelerini arttırarak bu kök hücrelerin, genç insanların sahip olduğu kan kök hücreleri gibi davranmasını sağlıyor.

Genç kanın yenileyici özelliği yaşlı ve genç iki farenin birbirine dikili halde aynı dolaşım sistemini paylaştığı korkunç bir deney ile ortaya çıktı. Daha yaşlı farelerin sağlığı yola girerken genç farelerin sağlığı ağırlaşmıştı. Denek olarak başka hayvanların kullanıldığı çalışmalarda da yaşlı veya genç kana yapılan enjekteler benzer sonuçlarda etkiler gösterdi.

Bu çalışma insanlarda da yürütülebilir. Genç kan Alzheimer gibi durumlar için bir tedavi yöntemi olarak deneniyor ve gençlerden alınıp yaşlı farelere enjekte edilen kan sayesinde bu farelerde idrak, hafıza ve fiziksel aktivitelerin geliştiği gözlemleniyor.

Fakat bu çalışma genç popülasyonun kanlarını bağışlamasına itimat ediyor: Eğer bu çalışma yaşla ilgili hastalıklar için kurtarıcı bir tedavi olursa talebin gerçekleştirilmesi için yeterli bağışı elde etmek zor olacaktır.

Kanımızdaki bu kök hücreler alternatif bir yaklaşım sağlayabilir. Alyuvar ve akyuvar kemik iliğindeki ana kök hücresinden gelen kök hücreleri tarafından oluşur. Fakat yaş ilerledikçe bu ana kök hücreler eksilir. 115 yaşında ölen dünyanın en uzun yaşayan kadınlarından birinin kanında sadece 2 ana kök hücresinin kaldığı görülmüştür.

Ana kök hücrelerinin eksilmesi, B ve T lenfonsitleri olarak adlandırılan akyuvarların ve alyuvarların azalmasına sebep olur. Bu eksilmeler kansızlığa ve bağışıklık sisteminin güçsüzleşmesine neden olur. Ulm Üniversitesi profesörü Hartmut Geiger “Yaşlıların bağışıklık sistemleri çoğu zaman çok yoğun enfeksiyonlarla başa çıkamaz.” demiştir.

Geiger ve ekibi farelerdeki kemik iliğini incelediğinde, yaşlı farelerin bünyelerinde gençlere oranla bir çeşit protein olan osteopontinin daha düşük miktarda olduğunu gözlemlemiştir. Ekip, bu proteinin kan kök hücrelerindeki etkisini görmek için osteopontin eksikliği çeken farelere kök hücreleri enjekte etmiştir. Sonuç olarak bu hücrelerin hızlıca yaşlandığı görülmüştür.

Fakat eski kök hücreler osteopontin ve onu aktive eden bir protein ile karıştırıldığında genç kök hücreleri gibi davranan alyuvarları üretmeye  başlamışlardır. Bu osteopontinin, kök hücrelerinin daha genç bir halde davranmasını sağladığını ortaya koyar. Geiger “Eğer bu çalışmayı tedaviye dönüştürebilirsek yaşlı kanını tekrardan yenileyebiliriz.”  demiştir.

Kaliforniya Stanford Üniversitesi’nden Hanadie Yousef, bunun son derece önemli bir gelişme olduğundan fakat tüm kanı yenilenip yenilenemeyeceği kanısına uzun süreli çalışmalar sonucunda varılabileceğinden bahsetmiştir.

Şu ana kadar, kanı yenileme aracı olarak kullanabileceğini savunan pek çok insan plazma üzerine odaklandı. Fakat Geiger, kan hücrelerinin vücudun dokularına daha iyi taşınabildikleri için önemli bir rol oynayabileceğini düşünür.

Kalp Sağlığı

Yousef, hem yenileme aracı olarak kullanılan kanın hem de kan hücrelerinin önemli olabileceğini söylüyor. Ayrıca genç plazma enjektesi yaşlı hayvanları gençleştirdiğini savunuyorken bu tedavinin genç ve yaşlı hayvanların bir dolaşım sistemini paylaşması kadar etkili olmadığını da ekliyor.

Geiger ve ekibi, kan kök hücrelerinin daha dinç bir halde hareket etmesine teşvik etmesi için osteopontin ve onu aktive eden proteini içeren bir ilaç geliştiriyorlar. Geiger geliştirdikleri bu ilacın yaşlı insanların bağışıklık sistemini desteklemesi gerektiğini söylüyor.

Birçok ilaç enfeksiyonla mücadele ve kansızlığı azaltmanın dışında da yararlar sağlayabiliyor. Ekip bu proteinin aynı zamanda ana kök hücrelerinin miktarını da arttırabileceğini düşünüyor. Bu gibi hücrelere az sayıda sahip olmak kalp hastalığı ile bağlantılı olduğu için Geiger, hücrelerin artışının bu hastalığın da önüne geçebileceğini söylüyor.

Jackson laboratuvarı profesörü Martin Pera, “Osteopontin aynı zamanda yaşa bağlı kan rahatsızlıkları -işlevsiz hücre içeren miyelodisplazi gibi- için yararlı olabilir.” demiştir.

New Castle Üniversitesi profesörü Ioakim Spyridopoulos, “Bu çalışma, hücrelerin yenilenebileceğini bir kez daha kanıtlıyor.” demiştir.

Kaynak: newscientist.com