Yazıcı ile Yazdırma İşlemi Sırasında İnsan Sağlığını Etkileyebilecek Beklenmedik Reaksiyonlar

Amerikalı araştırmacılar, yazıcı tonerlerindeki bileşiklerin yazdırma işlemi sırasında daha yüksek seviyede kanser yapıcı potansiyele sahip partiküller meydana getirmek ve havaya salmak için birbiriyle etkileşime girdiklerini gözlemlemişlerdir.

Geçtiğimiz 5 yıldır Harvard Üniversitesi’nde Philip Demokritou, yazıcı tonerlerindeki – yazdırma işlemi sırasında havaya karışan- nanomateryallerin sağlığa etkilerini inceleyen bir ekibe liderlik etmektedir. Ekip bu nanopartiküllerin hayvanlar üzerindeki spesifik toksikolojik etkilerini değerlendirmek için çalışmalarını hem yapay ortamda hem de canlı organizmada yürütmüşlerdir. Küçük boyutlarından dolayı bu nanopartiküllerin akciğere girebildiklerini ve kan dolaşımına dahi karışabildiklerini bulmuşlardır.

Bu, yazdırma işlemi sırasında yer alan endişe verici dönüşümü ortaya çıkaran ilk çalışmadır. Ofis ve ev ortamlarında yaygın olarak bulunan lazer yazıcılarda, aktif nanopartikülleri içeren tonerler kullanılır. Yazdırma, bu nanopartikülleri havaya verir. Burada nanopartiküller, solunum yoluyla insanların akciğerlerinde biriken ve potansiyel olarak kanser yapıcı bileşikleri oluşturmak için uçucu organik bileşiklerle etkileşime girebilir.

Araştırmacılar bu nanomateryallerdeki organik türlere karar vermek için nükleer manyetik spektrokopi ve gaz kromotografisi kütle spektrometresi kullanarak, toner tozlarından düşük molekül ağırlıklı polisilik aromatik hidrokarbonları bulmuşlardır ve yazdırma işlemi sırasında yüksek sıcaklıklar altında yüksek moleküler ağırlık türlerini oluşturur. Bu daha ağır olan türler kanserojen ve mutajenik olduklarından sağlık riski teşkil ederler.

Demokritou nono-riski daha güvenli tasarımlar için hala açılacak pencereler varken yani ürün gelişimi sırasında erken tespit etmenin, potansiyel sağlık çıkarımlarını minimuma indirirken nano ölçekli materyaller kullanmanın faydalarını maksimuma çıkardığını söylemiştir.

Kaliforniya San Diego Üniversitesi’nden sağlık ve çevre uygulamalarında nanobilim ve uygulamaları uzmanı olan Vicki Grassian, “Nanoteknolojiyi anlamalıyız ki nanopartiküllerin özgün özelliklerinden fayda sağlayabilirken onları sürdürülebilir olarak kullanabilelim. Bir bilim insanı olarak ben her zaman hangi koşullar altında bunların oluşumunu önleyebileceğimizi görmek için nanopartiküller ve organik bileşik emisyonları açısından neler olup bittiğini bilmek istemişimdir,” demiştir.

Şimdilerde Demokritou, bu nanomateryallere olan uzun süreli maruziyetin etkilerini daha iyi anlamak için fotokopi merkezinde insanlardan alınan biyolojik örneklerin analizini amaçlayan ve Harvard Üniversitesi ve Singapur’daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi arasındaki bir ortaklığa dahil olmuştur.

Kaynak: chemistryworld.com