Yeni Bir Proses, Almanya Büyüklüğünde Ormana Eşdeğer Karbondioksit Yakalayabilir

Yeni Bir Proses Almanya Büyüklüğünde Ormana Eşdeğer Karbondioksit Yakalayabilir

Yeni araştırmalar, küresel karbon emisyonlarının yaklaşık %0,5’inin, inşaat sektöründe yaygın olarak kullanılan kayaların normal kırma işlemi sırasında karbondioksit gazında ezilerek yakalanabileceğini öne sümektedir.

Nature Sustainability Dergisi’nde yayınlanan makaleye göre, karbondioksiti yakalamak için neredeyse hiç ilave enerjiye gerek yoktur. Küresel emisyonların %0,5’i, olgun ağaçlardan oluşan Almanya büyüklüğünde bir orman dikmeye eşdeğer olacaktır.

Malzeme ve inşaat sektörü, küresel karbon emisyonlarının %11’ini oluşturmaktadır. Her yıl dünya çapında 50 milyar tondan fazla kaya parçalanmaktadır ve inşaat ve madencilikteki mevcut  standart parçalama prosesleri, karbondioksiti yakalamamaktadır. Önceki bir çalışma, karbonu aynı yöntemle basit minerallere hapsetmeyi araştırmıştı ancak, Strathclyde Üniversitesi’ndeki araştırmalar bunun kararsız olduğunu ve suya konulduğunda mineralden çözüldüğünü göstermiştir.

Makale, çok sayıda farklı mineralden oluşan kayalarda daha büyük oranda karbondioksitin kararlı, çözünmez bir biçimde nasıl tutulabileceğini belgelemiştir. Ortaya çıkan kaya tozları daha sonra depolanabilir ve çevrede inşaat ve diğer amaçlar için kullanılabileceği belirtilmiştir.

%0,5’in hesaplanması örnek olarak Norveç için yapılmıştır çünkü ülke, inşaat sanayii için üretilen sert kaya agregası hacmine ilişkin yıllık verileri yayınlar ve yıllık ulusal karbondioksit emisyonları da belgelenir.

İnşaat ve Çevre Mühendisliği Bölümü’nden baş araştırmacı Profesör Rebecca Lunn, “Sektörün mevcut kurulumları karbonu -çimento üretimi ve gaz yakıtlı enerji istasyonlarından çıkan gibi- kirletici gaz akımlarından yakalamaya uyarlayarak emisyonları azaltabileceğini umuyoruz.”

“Küresel tahmin, Norveç’in inşaat sanayiinin oldukça tipik olduğu varsayımına dayanmaktadır. Avustralya ve Güney Afrika gibi bazı ülkeler, büyük madencilik endüstrilerine sahip oldukları ve atık kayayı ezip satacakları için aslında çok daha fazla üretecek, diğerleri ise belki daha az üreteceklerdir. Bu teknoloji dünya çapında toplam üretimde benimsenmiş olsaydı, potansiyel olarak küresel karbondioksit emisyonlarının %0,5’ini (yılda 175 milyon ton karbondioksit) yakalayabilirdi. Gelecekteki araştırmalar bunu tespit edebilir ve daha fazla karbon tutmak için süreci optimize edebilir.”

Ortak araştırmacı Dr. Mark Stillings, “Artık çoğu sert kayada karbondioksit tutmanın bir laboratuvarda yapılabileceğini biliyoruz, süreci optimize etmemiz ve kırma tekniğiyle ne kadar karbon tutabileceğimizin sınırlarını zorlamamız gerekiyor. Bu sürecin laboratuvardan küresel endüstriye nasıl ölçeklendirilebileceğini anlamamız gerekiyor,” şeklinde eklemiştir.

“Bu süreç uygulanırsa, binalar ve kamu altyapısıyla ilişkili karbondioksit ayakizi büyük ölçüde azaltılabilir ve iklim değişikliğiyle mücadele için küresel hedeflere ulaşılmasına yardımcı olabilir.”

Paris Anlaşmasının bir parçası olarak dünyanın dört bir yanından ülkeler, küresel ısınmayı sanayi öncesi seviyelere kıyasla 2˚C’nin çok altı, tercihen 1,5˚C ile sınırlama çabalarını sürdürme konusunda anlaştılar. Bunu başarmak için ülkelerin sera gazı emisyonlarını 2050 yılına kadar net sıfıra indirmeleri gerekmektedir.

Profesör Lunn şunları eklemiştir, “Şu anda düşük karbon çözümü olmayan birçok sektör var ve bu araştırma, 2050 yılına kadar bir çözümün bulunmayacağı endüstrileri karbondan arındırmak için karbondioksitin yakalanmasına izin verecektir. Gelecekte, umarız ki betondan yapılan yüksek binalar, yollar, köprüler ve kıyı savunmaları gibi diğer altyapıları inşa etmek için kullanılan kayalar bu süreçten geçmiş olacak ve – aksi takdirde atmosfere salınacak ve küresel sıcaklık artışına katkıda bulunacak olan- karbondioksiti hapsedecektir.”

Mühendislik ve Fizik Bilimleri Araştırma Konseyi(EPSRC)’nin Çapraz Konsey Programları Müd. Yrd. Dr. Lucy Martin, “Strathclyde Üniversitesi’nin yaptığı bu çığır açan araştırma gerçekten aydınlatıcıdır. İnşaat sektörü için küresel karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltabilecek ve net sıfır hedeflerimize ulaşmamıza yardımcı olacak yeni bir sürece işaret etmektedir.”

Kaynak: techxplore.com

421 Kez Okundu

Hacer Demir

27 Nisan 1993’te Bursa’da doğdu. Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü ve Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Marka İletişimi bölümü mezunu. UÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü'nde yüksek lisans yapıyor. İlgi duyduğu alanlarda eğitim ve programlara katılmayı, yeni şeyler öğrenmeyi ve kendini geliştirmeyi seviyor. Yenilikçi haberleri takip etmeyi ve çeviri yapmayı sevdiği için 2017 yılından bu yana İnovatif Kimya Dergisi ekibinde yer alıyor.

You may also like...

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com
Kopyalamak Yasaktır!