Çin Koronavirüsü: Dünya Genelinde Laboratuvarlar, Canlı Virüs Örneklerini Analiz Etmek için Dünya Çapında Paylaşımda Bulunuyor

Çin Koronavirüsü: Dünya Genelinde Laboratuvarlar, Canlı Virüs Örneklerini Analiz Etmek için Dünya Çapında Paylaşımda Bulunuyor

Yeni koronavirüsü salgınının azalmakta olduğuna dair hiçbir belirti yok, dünya çapındaki virologlar virüsün fiziksel örneklerini incelemek için heyecanla bekliyor. İlaçları ve aşıları test etmek, enfeksiyonu hayvan modellerinde geliştirmek ve virüsün biyolojisi hakkında ya da nasıl yayıldığı gibi soruları araştırmak için planlar hazırlıyor.

Montana, Hamilton’daki ABD Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü’nden virolog Vincent Munster, “Bu salgını duyduğumuz anda, bu izole edilmiş virüslere erişmek için nabız yoklamaya başladık” diyor. Önümüzdeki hafta bu enstitü ABD’nin virüs vakalarına yanıt veren Georgia, Atlanta’daki ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinden bir örnek almayı bekliyor.

Geçici olarak 2019-nCoV olarak bilinen virüsü izole eden ve inceleyen ilk laboratuvar salgının merkez üssü: Çindeki Wuhan şehrindeki. Wuhan Viroloji Enstitüsü’nde virolog Zheng-Li Shi liderliğindeki bir ekip. Virüsü, 23 Aralık 2019’da kritik bir hastalığa yakalanmadan önce semptom geliştiren 49 yaşındaki bir kadından izole etti. Shi takımı buldukları virüsü laboratuvar ortamında kültürlenmiş insan hücrelerini öldürebilir ve başka bir koronavirüsünün yani SARS (ağır akut solunum yolu sendromu)’a neden olan virüs ile aynı moleküler reseptör yoluyla girdiğini gözlemlemiş.

Avustralya’daki bir laboratuvar 28 Ocak’ta Çin’den dönen enfekte olmuş bir kişiden virüs örnekleri aldığını açıkladı. Ekip örnekleri diğer bilim insanlarıyla paylaşmaya hazır. Hollanda Rotterdam’daki Tıp Merkezinde virolog Bart Haagmans; Fransa, Almanya ve Hong Kong’daki laboratuvarların yerel hastalardan aldıkları virüs örneklerini izole ediyor ve paylaşmaya hazırlanıyor. “Muhtemelen önümüzdeki hafta farklı laboratuvarlardan birinden izole edilmiş örnekleri alacağız” diyor.

Diziler ve Örnekler

Virüsün ilk genom dizisi Ocak ayı başlarında halka sunuldu ve şimdi birkaç düzine kullanılabilir durumda. Diziler zaten virüs için teşhis testlerinin yanı sıra patojenin yayılmasını ve evrimini araştırma çabalarına yol gösteriyor. Ancak bilim insanları; bu dizilerin, ilaçları, aşıları test etmek ve virüsü derinlemesine incelemek için gerekli olan virüs örneklerinin yerini tutamayacağını söylüyor. 29 Ocak tarihli bir basın toplantısında, Cenevre, İsviçre’deki Dünya Sağlık Örgütü’nde bulaşıcı hastalık epidemiyoloğu olan Maria Van Kerkhove, “İzole edilen virüslerin paylaşılması çok önemli” dedi.

Munster, laboratuvarının ilk önceliğinin enfeksiyonu insanlara benzer şekilde deneyimleyen hayvanların tanımlanması olacağını söylüyor. Bu hayvan modelleri aşıların ve ilaçların test edilmesinde faydalı olacaktır. Ekip öncelikle SARS virüsünün ve yeni koronavirüsünün hücreleri enfekte etmek için kullandığı reseptörlerin insandaki versiyonunu içerecek şekilde genetik olarak tasarlanmış bir sıçanla gözlemlemeyi planlıyor. Gelecekteki çalışmalar, farelerin ve daha sonra insan olmayan primatların virüse maruz bırakılmasını ve aşıların enfeksiyonu önleyip önleyemeyeceğini test etmeyi içeriyor.

Munster’in laboratuvarı, virüsün havada veya tükürük damlacıklarında ne kadar süre dayanabileceğini ölçmeye başlamak için sabırsızlandığını dile getirdi. Bu, epidemiyologların virüsün hava yoluyla mı yoksa sadece yakın temasla bulaşıp bulaşamayacağını anlamalarına yardımcı olabilir. Munster’in çalışması, Goldberg tamburu adı verilen bir kap kullanarak, aerosol haline getirilmiş virüsleri havada geçirdikleri bir süreçten sonra insan hücrelerine bulaşma yeteneklerini ölçecek.

Bu tür deneyler, laboratuvar çalışanlarının enfekte olmasını önlemek ve patojenin kazara serbest kalmasını önlemek için; biyogüvenlik seviyesi 3 olarak bilinen sıkı sınırlama önlemleri altında gerçekleştirilecektir. Dünyada binlerce laboratuvar var, ancak Munster virüs üzerine yapılan araştırmaların çoğunun, araştırmayı hızlandırmak için daha az biyogüvenlik koşulları altında dahi yapılabileceğini düşünüyor.

Bulaşma Sürecini İzlemek

Haagmans’ın ilk önceliklerinden biri, virüse karşı antikorlar için bir kan testi geliştirmek. Bu, araştırmacıların 2019-nCoV’a maruz kalmış, ancak enfekte olmayan ve hiçbir zaman semptom geliştirmemiş kişileri tespit etmelerini sağlayacaktır.

Ekip ayrıca başka bir hayvanın insan enfeksiyonları için bir model olarak hizmet edip edemeyeceğini görmeyi umuyor örneğin yaban gelinciği. Araştırmacılar, grip ve diğer solunum yolu hastalıklarını incelemek için hayvanları kullanıyorlar çünkü akciğer fizyolojileri insanlara benzer ve insanlar gibi bazı aynı virüslere karşı hassaslar. Haagmans, virüsü denek hayvanların aralarında bulaştırıp bulaştıramayacaklarını test etmeyi umuyor ve patojenin insanlar arasındaki yayılmasına dair bir takım bilgi arıyor.

Virologların 2019-nCoV hakkında sormayı planladıkları soruların çoğu, SARS’ın arkasındaki virüsler ve ilgili Orta Doğu solunum sendromu hakkındaki önceki çalışmalardan elde edilen bulgulara dayanmakta. Örneğin, SARS virüsünün hücreleri enfekte etmesi için gereken bir proteinin insan hücrelerine daha kolay girmesi için uyarlandığına dair işaretler bulunmuştur.

Şimdilik Haagmans, şuan için sadece virüs örneğini alabilmek için uğraşıyor olsa da, sonunda virüsün gelişip gelişmediğini ya da nasıl geliştiğini görmek için salgın boyunca birden fazla örneğe sahip olmayı umut ediyor. Haagmans “Özellikle zaten bildiğimiz virüslere kıyasla bu virüsün biyolojisini daha iyi anlamamız gerekiyor ve yapacağımız şeyde tam anlamıyla bu.”diyor.

Kaynak : nature.com

Okumanızı Öneriyoruz

CRISPR Biyoteknolojisi, COVID-19 Test Pazarını Sarsacak!

Şu ana kadar 170’den fazla COVID-19 tanı testine ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) acil …