Karbonu Atmosferin Dışında Tutan Balinalar

Pasifik adalarının iklimsel taahhütlerini yerine getirmesine yardım etmede alışılmadık kahramanlar başrol oynuyor: Balinalar.

Pasifik adaları sakinlerinin kaygılı gözleri, gitgide ısınan suları dolduran balinaların üzerinde. Birçoğu iklim değişikliğinin -başarılı eko-turizm endüstrisinin temelini oluşturdukları gibi, ada kültürünün de ayrılmaz bir parçası olan- cetacea*ları olumsuz etkilemesinden endişe ediyor.

Bilim topluluğunun üyeleri de endişeli, ancak bir başka sebepten dolayı: Balinalar, okyanus karbon emilimi için çok önemli. Bilim insanlarına göre balina sayısı azaldıkça bu durum atmosferdeki sera gazı artışını beraberinde getirebilir. Fakat eğer koruma çabaları işe yararsa balinalar, adalara sera gazlarının Paris Anlaşması’nda ulusal olarak taslağı oluşturulan azaltımlarıyla buluşmasında yardımcı olabilirler.

“Buradaki asıl işe yarar bilgi balinaların karbon yediğidir, balıkların değil,” demiştir Blue Climate Solutions projesine liderlik eden ve Pasifik Bölgesel Çevre Programı sekreterliği için hazırlanan ve türlerin karbon absorpsiyonundaki rolünü araştıran yeni bir raporun yardımcı yazarı Angela Martin.

“Derin okyanuslar çok miktarda karbonu depolamaktadır, bu yüzden hayvanların koruma çabalarına katkı ve yardımlarını araştırmaya değer,” diye de eklemiştir.

Balinalar karbon emilimini iki yolla kolaylaştırırlar. Bir yandan onların özellikle dalış yaparken yaptıkları hareketler besin maddelerini okyanusun dibinden yüzeye doğru iterek karbon içerisinde sıkışmış olan balık ve diğer küçük hayvanlar kadar ftoplanktonları ve diğer sucul bitkileri besleme eğilimindedirler. Diğer yandan, Cet Law’ın yönetici müdürü ve raporun yardımcı yazarı Natalie Barefoot’un açıklamasına göre, fekal kirlilik üreterek.

“Diğer bir deyişle dışkılayarak”, demiştir. “Bu, bölgedeki deniz bitkilerini oluşturan besin maddelerini de ortaya çıkarır. Bu bitkiler karbon yakalama prosesi sayesinde karbonu emilimini yapan fotosentezi kullanır.”

Ancak sular gitgide ısındıkça, balinalar bölgede hayatta kalamayabilirler. İklim değişikliğinin türleri nasıl etkileyeceğini tahmin etmek zordur, çünkü onlar birbirleriyle bağlı birçok türü içeren karmaşık bir ekosistemin parçasıdır.

İklim tehlikeleri, aşırı avlanma gibi insan kaynaklı sebeplerle ikiye katlanır. Kabaca açıklamak gerekirse, artan sıcaklıklar büyük olasılıkla zorlu yaşam koşulları oluşturacak ve daha fazla balinayı adaları çevreleyen sulardan dışarı atacaktır.

“Sıcaklık değişimleri balinaların dağılımını direkt olarak etkiler ve sonrasında besin zincirini ve yemlerinin doğal ortamlarını etkileyebilen okyanus asitlenmesi meydana gelir. Balinalar oldukça hareketli canlılardır, bu yüzden eğer iklim değişikliği yemlerinin yer değiştirmesine sebep olursa, onlar da büyük olasılıkla yemlerinin peşinden gidecektir. Bu durumda yüzey sıcaklık değişimleri ve farklı yaşam alanlarına taşınan türler konusunda bir rekabet meydana gelir ve birdenbire aynı bölgeyi kullanan farklı türler olur, dolayısıyla daha fazla yarışlar olur,” demiştir.

İklimin insanlar üzerindeki baskılarının balinaların doğal çevrelerini nasıl etkilediği konusunda bir soru işareti vardır. Örneğin değişken hava modelleri besin güvenliğini etkiledikçe insanlar yiyecek için okyanusa daha fazla güvenmeye başlayabilir. Eriyen buzlar okyanus boyunca -daha çok güzergah açtıkça daha fazla kirliliğe, atığa ve gürültüye sebep olan- gemi trafiğinde de artış olması ihtimali vardır.

Bu dinamik, ısınan suların balinalara zarar verdiği, dolayısıyla okyanusun karbonu içine çekme gücünü azalttığı ve daha da yüksek sıcaklık artışlarına öncülük ettiği bir döngü yaratabilir.

Büyük Okyanuslara Sahip Küçük Adalar

Bilim insanları balinaların tam olarak hangi miktarda karbonu atmosferin dışında tuttuğunu tespit etme konusunda gelişmeler gösterdi; yapılan bir çalışma, her yıl ismermeçet balinalarının yaklaşık 2,9 milyon m2lik ABD ormanı kadar karbonu ortamdan uzaklaştırmasına yardım ettiğini gösterir. Hawaii’de 80 balinanın yüzme hareketi, 841776 m2lik ABD ormanına eşdeğer karbon emilimini sağlayabilir. Fakat burada halen büyük oranda bir belirsizlik mevcuttur.

Eğer bilim insanları bunu araştırsaydı ve somut bir şekil tasarlasaydı, Pasifik adaları için adamakıllı çıkarımlar elde edilebilirdi. Bu şekil, Paris Anlaşması’nda taslağı oluşturulan ulusal olarak belirlenmiş yardımlara dahil edilebilir ve onların gönüllü karbon piyasalarına katılmasına olanak sağlayabilirdi.

Tuvalu’nun başbakanının ofisinde daimi sekreter olan Fakavae Taomia, balinaların karbon emilimi özelliği hakkında yapılan araştırmalara teşvik ediyor.

“Bizler şimdilerde Paris Anlaşması’nda çerçevelendirilen ulusal olarak belirlenmiş yardımlarla buluşmaya çalışan, büyük okyanusları olan küçük adalarız,” demiştir bir açıklamasında.

Türlerin kişiliklerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu düşünen ada sakinleri için balina popülasyonlarındaki değişimler kültürel ve ekonomik sonuçlar da doğurabilir. Balinalar yerel halk biliminde başrol oynuyor ve onların, okyanusu geçen ziyaretçilere rehberlik ettiğine inanılıyor. Bu türler aynı zamanda bölge için büyük bir turizm cazibesi; bütün bir endüstri balina-izleme çevresinde gelişmiştir.

Balina izleme sektörü 1998 ve 2005 yıllar arasında %45 büyüme göstermiştir. 2005’te yerel ekonomik yararlarda 21 milyar dolar civarında bir kazanç sağlanmıştır ki bugün bu rakam çok daha yüksektir. Fakat eğer balina sayısı giderek azalır ve onları görmek seyrekleşirse, tümü değişebilir.

“İklim değişikliğinin sahip olabileceği bir etki de balinaların göç sezonlarının daha az tahmin edilebilir olması anlamına gelen mevsimsel değişimleri göstermektir. Bu da turizmi – özellikle onların gelip gittikleri omuz sezonu* sırasında – baskı altına sokabilir,” demiştir Barefoot.

cetacea * : balinaların bilimsel adı

omuz sezonu* : yüksek sezonla sezon dışı dönem arasında kalan dönem

Kaynak: scientificamerican.com

Author

27 Nisan 1993’te Bursa’da doğdu. Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü mezunu. 2016 yılında tamamladığı lisans eğitimi sırasında “Kimyasal Dezenfeksiyonda Bakterilerin Fizyolojik Özelliklerinin Önemi”, “Atıksulardan Kaynaklı Ağır Metallerin Carassius Gibelio Türündeki Birikimlerinin İncelenmesi” ve “Su Ayakizi” konuları üzerine yoğunlaştı. Mesleğiyle ilgili eğitim ve programlara katılıyor, araştırmayı, yeni şeyler öğrenmeyi ve kendini geliştirmeyi seviyor. Çevre ile ilgili yenilikçi haberleri takip etmeyi ve çeviri yapmayı sevdiği için İnovatif Kimya Dergisi ekibine katılmaya karar verdi.