Migrenli Bir Beyinde Bağlantı Noktalarının Birleştirilmesi

Fotoğraf : Dünyanın dört bir yanındaki farklı araştırma grupları, migren hastalarının beyin imzasını ortaya çıkarmaya çalışıyor ve günümüzde beyin bağlantıları ön planda .  Resim kamu malı.

Cephalalgia dergisinde son zamanlarda yayınlanan bir beyin görüntüleme çalışması ile  migren hastalarının beynindeki yapısal değişikliklere dair daha fazla kanıt paylaşıldı. Ángel Luis Guerrero tarafından koordine edilen multidisipliner bir nörolog ve biyomühendislik ekibi tarafından “Kronik ve epizodik migrende yapısal bağlantı değişiklikleri: Difüzyon manyetik rezonans görüntüleme ile konnektomi  çalışması” başlıklı çalışma gerçekleştirildi.

Migren dünyadaki en engellenemeyen  hastalıklardan biridir. Bugüne kadar, sadece kendiliğinden bildirilen klinik semptomlara dayanarak teşhis edilmiştir. Henüz açık bir biyobelirteç tanımlanmamıştır. Nörolojik bir bozukluk olarak, migrenin anormal bir merkezi sinir sisteminin işleyişinden kaynaklandığı bilinmektedir. Öte yandan, baş ağrısı ataklarının sıklığı ile -örneğin kronik migren hastalarında- beyin işlevini etkileyebilir.

Dünyanın dört bir yanındaki farklı araştırma grupları, migren hastalarının beyin imzasını ortaya çıkarmaya çalışıyor ve günümüzde beyin bağlantılarına dikkat çekiliyor.  Beyin bağlantısı(konnektom) , beyindeki anatomik bağlantıların tüm desenlerini ve bu bağlantıların güçlü yönlerini haritalayabilen nöro görüntüleme teknikleri ile elde edilir. Bu etkileşimlerin yorumlanması, bağlanan her beyin yapısının fonksiyonel özelliklerini izler.

Guerrero’nın ekibi 160 gönüllünün beyin görüntülerini değerlendirdi. Gönüllüler 50 sağlıklı katılımcı, 54 epizodik migren hastası ve 56 kronik migren hastasından oluşuyordu. Migrenli hastalar interiktal dönemde (krizler arasındaki süre) değerlendirildi. Difüzyon manyetik rezonans görüntüleme (dMRI) ve difüzyon tensör görüntüleme (DTI) tekniklerinden tam beyin traktografi yaklaşımı kullanılarak 84 kortikal ve korteks altı gri madde bölgesi arasındaki toplam 620 bağlantı analiz edildi.

Araştırmacılar, migren hastaları ve sağlıklı gönüllüler arasında; kronik ve epizodik  migren hastaları arasında yapısal beyin bağlantısı değişiklikleri buldular. Anatomik olarak kısıtlanmış traktografi analizi ve DTI tanımlayıcılarından gelen akış çizgilerinin sayısına dayanarak, aşağıdaki ana yapısal değişiklik modellerini buldular:

Migren Hastaları ve Kontroller

Migren hastalarında eşzamanlı olarak daha yüksek ve daha düşük akış çizgisi , sırasıyla migrende yapısal bağlantı değişikliklerinin birlikte güçlendirilmesi ve zayıflatılmasını öne sürmektedir.  Kaudat çekirdeği, talamus ve hipokampus gibi migren patofizyolojisinde derinden etkilenen birçok alanda ve insula , frontal girus ve precentral girus gibi diğer bölgelerde bağlantının güçlendirilmesi gözlenmiştir. Yazarlar talamusun fotofobi, allodini ve merkezi duyarlılaşma süreçleri gibi migren semptomatolojisindeki rolünü ve migrende “aktivite merkezi” olarak insula rolünü bağlamsallaştırdılar. Hipokampusta bağlantıyı güçlendirmek, ağrı işleme ve ağrı ile ilgili dikkat ve kaygıdaki rolüne benzer.

Yazarlar bağlantı modellerini  zayıflatmak için  migren hastalarının temporal lobundaki değişikliklerin üstünde durdu bu da bu hastalarda diğer ağrı işleme alanlarıyla krizler arasındaki sürede  çalışma bozukluğunu yansıtabilir.

Pizodik Ve Kronik Migren

Epizodik migren hastaları ile karşılaştırıldığında, kronik migren daha fazla akış çizgisi gösterdi, ancak DTI tanımlayıcılarını azalttı bu durum  iki farklı mekanizmada bağlantı değişikliği olduğunu düşündürdü. Daha fazla ağrılı uyaranlara potansiyel adaptasyon anlamına gelir ve olası aksonal rahatsızlık anlamına gelen difüziviteyi azaltır.

Ayrıca, kronik migren hastalarında, DTI tanımlayıcıları migren başlangıcından beri geçen süre ile pozitif korelasyon gösterdi. Bu da beyaz madde plastisite  adaptasyonunun yüksek oranda tekrarlayan ağrılı uyaranlara işaret ettiği gözlemlendi. İstatistiksel analizlerde kronik migren öyküsünü eş değişken olarak eklerken, migren boyunca ağrı işleme alanlarındaki geçici değişikliklerin göstergesi olarak yorumlanan insula ve talamus ile daha az bağlantı düzeneği buldular ve plastik uyumsuzluk değişikliklerine neden olduğunu gözlemlediler.

Bir biyomühendis olan ve çalışmanın  yazarı Álvaro Planchuelo-Gómez’e göre, “Bu tür bir çalışma, kronik olandan epizodik olan hastalardaki değişiklik modellerini belirlemek gibi hastalığın diğer yönlerini(hastalığın şekli ve tedavi etkileri ) daha da araştırmak için çok önemlidir.  Son olarak araştırmanın bir diğer önemli yönü, çalışmanın  nöroloğu ve ortak yazarı Dr. David García-Azorín tarafından vurgulanmıştır: “Migren  için henüz bir biyobelirteç yok. Bu nedenle, bu hastalığın karmaşıklığını daha iyi anlamak ve  migren hastalarının beyin imzasını oluşturmak için multidisipliner bir ekibin çabalarını içeren daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır”.

Kaynak : neurosciencenews.com

Author

2019 yılında Ege Üniversitesi Biyokimya Bölümü’nden mezun oldum. Nöroloji, ilaçlar ve gıdaların insan sağlığı üzerine etkileriyle ilgileniyorum.