Richard Martin Willstätter

Richard Martin Willstätter

Richard Wilstatter, 13 Ağustos 1872’de Baden-Wurttenberg Eyaleti’ndeki Karlsruhe’de Yahudi bir ailenin oğlu olarak doğdu. 18 yaşında kazandığı ve kimya öğrenimi gördüğü Münih Üniversitesi’nden 1894’te doktora derecesiyle mezun oldu. 1894 doktora tezi konusu olan kokainin yapısını inceledi, bununla birlikte atropin ve tropin gibi benzer bitki özlerini analiz etti ve sentezledi. Öğretmenlerinden biri bu çizgiyi büyük oranda reddetti ve Willstätter yakında anilin siyahı da dahil olmak üzere birçok boyanın temelini oluşturan kuinon kimyasallarına dikkatini verdi. Yine Münih Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak atandı ve 15 yıl boyunca burada kaldı.1902’de A.von Bayer’in asistanlığına getirildi.

Bitkisel ve hayvansal hayattaki aşırı karmaşıklığı ve samimi rolünden dolayı klorofil ve diğer pigmentler ilgisini çekti. Bu pigmentleri incelemek için Willstätter 1906’da Mikhail Tsvett (1872-1920) tarafından tanıtılan kromatografi tekniğini canlandırdı.

Willstäter, klorofil üzerinde çalışmaya başlamadan önce, bitkilerdeki her yeşil tonun benzersiz bir klorofil molekülüyle yaratıldığını düşünülüyordu. İki yüzü aşkın bitkiden elde edilen kurutulmuş yapraklarla çalışan Willstätter, kara bitkilerinde bulunan iki büyük klorofil türü- mavi-yeşil veya b tipi olan bir başka tür olan sarı-yeşilin bulunduğunu gösterdi. Willstätter ayrıca klorofil ve hemoglobin (oksijeni taşıyan kırmızı pigment) arasında benzerlik keşfetti. Hem klorofil hem de hemoglobin tek bir atomu çevreleyen halka benzeri (porfirin halkaları) bir yapı içerdiğini, ancak klorofilin bir magnezyum atomu içerirken hemoglobin molekülünün demir atomu içerdiğini fark etti. Bu keşif, magnezyumun bitki besin maddesi olarak önemini gösteren ilk ipucudur. O günden bu yana, magnezyum eksikliği olan topraklar için tarımsal gübreler büyük ölçüde ürün verimini artırdı. Willstätter ayrıca çiçek ve meyveleri parlak renkleri veren bitki örtüsü pigmentlerinin kimyasını da inceledi.

Zürich’deki çalışmaları sırasında klorofilin yapısını incelerken bu bitki pigmentin hidrolizi yoluyla elde ettiği asiklik hidro diterpenin yapısındaki fitol bileşiğinin (C2OH40O) kandaki hematin pigmenti ile benzerliklerini inceledi ve bunların, hidroksil gruplarının şeker birimlerine bağlanmış oksonyum tuzundan olduğunu buldu.

Fotosentez ve enzimlerin doğasına ve etkinliklerine yapılan araştırmalar modern Biyokimyanın temel taşlarıydı. O zaman şimdiye kadar adsorpsiyon yoluyla konsantre enzimler geliştirilen yöntem, kristalize enzimlere ulaşmayı mümkün kılmadı. Bu bağlamda, Willstätter adsorblanlar, metal hidroksitler, hidrojel ile ilgili önemli çalışmalar yürüttü. İlaveten, dikkatini teorik kimya alanda ki sorunlara verdi. Organik kimya alanındaki çalışmalarını önceleri alkaloitlerin yapılarının araştırılması üzerinde yoğunlaştıran Willstatter, bu maddelerin yedi öğeden oluşan zincirlere sahip çiftçevrimli(bisiklik) bileşikler olduğunu ortaya çıkardı ve başta 2,2Bis(hydroxymethyl)quinuclidin-3-one (C9H15NO3.H2O) siklooktatetraen (C8H8) olmak üzere birçok alkaloidi sentez yoluyla elde etti. Böylece siklo-oktatetraenin ilk sentezini elde etti ve benzene kıyasla devam etti; Ayrıca siklobutadieni sentezlemek için çalışmalar yaptı.

1911’de Willstätter, Almanya’ya döndü ve çalışmalarını I. Dünya Savaşı’nda kesintiye uğrattı. Arkadaşı Fritz Haber (1868-1934), Alman birliklerine etkili bir gaz maskesi tasarlamaya yardım etmeye ikna etti.

1916’da akıl hocası Adolf von Baeyer’i Münih Üniversitesi’nde kimya profesörü olarak seçti ve burada biyolojik katalizör sınıfı olan enzimlerle ilgilenmeye başladı. 1920’li yıllarda enzim reaksiyonlarının mekanizmalarını araştırdı ve enzimlerin biyolojik organizmalar değil kimyasal maddeler olduğuna karar verdiler. Saf enzim örnekleri elde etmeyi başarmış olmasına rağmen, enzimlerin protein olmadığını ispatlamaya çalıştı. Onun bu savı 1930’larda enzimlerin protein özelliği kanıtlanana değin etkin olmuştur.

Willstätter’ın klorofil ve diğer bitki pigmentleri üzerine yaptığı araştırmalar sonucunda 1915’te kimya alanında Nobel Ödülüne layık görüldü.

1924 yılında Yahudilere karşı artan tepkilerden ötürü istifasını verdi. Nazilerin kendisini tutuklama amacıyla hedeflendiği zaman saklanmak zorunda kaldı. 1938’de öğrencisi A. Stoll’un yardımıyla İsviçre’ye yerleşti. İsviçre’ye taşınıncaya kadar çalışmalarını özel laboratuvarında sürdürmek zorunda kaldı. Willstatter,Ömrünün son üç yılını Locarno yakınlarındaki Muralto kasabasında geçirdi ve bu sürede otobiyografisini yazdı. 1942 yılında kalp krizi geçirerek vefat etti.

Okumanızı Öneriyoruz

Venkatraman Ramakrishnan

Venkatraman Ramakrishnan 1952’de Chidambaram, Tamil Nadu, Hindistan’da doğdu. Babası Baroda’daki Maharaj Sayajirao Üniversitesi’nde biyokimya bölümünü …