Latin Amerika ve Amerika Birleşik Devletleri’nin bazı kesimlerindeki Zika virüsü salgını için dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları aday aşı geliştirme yarışındalar. Kaynak: James Gathany, U.S. Centers for Disease Control and Prevention

Pennsylvania Üniversitesinde Perelman Tıp Fakültesindeki bilim insanları tarafından yürütülen bir araştırma projesine göre, yeni bir Zika aşısı bu virüse karşı tek bir dozla koruma potansiyeline sahiptir. Bu hafta Nature dergisinde yayınlanan habere göre, ön klinik deney testlerinde, farelerde ve maymunlarda umut verici bağışıklık tepkileri gözlenmiştir.

Kıdemli yazar olan Pennsylvania Üniversitesinde bulaşıcı hastalıklar alanında çalışan Profesör Drew Weissman; “Biz bu çalışmada hiçbir olumsuz veri olmaksızın, bu yeni aşının hızlı ve dayanıklı koruyucu bağışıklık sağladığını gözlemledik ve bu aday aşının Zika virüsüne karşı küresel mücadele için umut verici bir strateji olduğunu düşündük. 12 ila 18 ay içinde klinik denemeler başlatmayı umuyoruz.”

Araştırma Weissman’ın Pennsylvania Üniversitesindeki laboratuvarı ve Duke Üniversitesinden Barton F. Haynes ve Ulusal Sağlık Enstitüsünün (National Institutes of Health) (NIH) bir parçası olan Ulusal Allerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsünden (National Institute of Allergy and Infectious Diseases) (NIAID) Theodore C. Pierson da dâhil olmak üzere bir dizi işbirliği içeriyor.

Latin Amerika’daki ve Amerika Birleşik Devletleri’nin bazı kesimlerindeki Zika virüsü salgını için dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları aday aşılar üretmek için yarışıyorlar ve zaten bu aşılar birçok hayvan üzerinde test edilmiştir. Bu yeni aday aşı, canlı bir virüs kullanmadan güçlü ve uzun süreli koruma sağlayan ilk aşıdır.

Geleneksel viral aşılar, virüsün veya virüslü proteinlerin zayıflatılmış veya öldürülmüş halini içerir. Buna karşın, yeni Zika aday aşısı viral proteinler yapmak için genetik kodları içeren küçük RNA dizilerini kullanıyor. Bu RNA molekülleri normal olarak genlerden bilgi taşıyan ve hücrelerdeki proteinlerin yapımı için planlayıcı olarak görev yapan haberci RNA’ların (mRNA’lar) modifiye edilmiş versiyonlarıdır. Bu durumda, bir laboratuvar veya biyoteknoloji üretim tesisinde üretilen ve saflaştırılan mRNA’lar, bir enjeksiyonda normal bir aşıda olduğu gibi enjekte edilir.

Enjekte edilen mRNA’lar normalde bir hastanın bağışıklık sistemi tarafından birkaç dakika içinde vücuttan temizlenir, ancak bu mRNA’lar, bağışıklık sistemi tarafından yok sayılır ve hücrelere kolayca girebilecek şekilde değiştirilir. Hücrelere girdikçe, hücresel protein üreten mekanizmalar tarafından alınırlar ve kodladıkları viral proteinlerin üretimini haftalarca sürdürebilirler.

Viral proteinlerin bu uzun süren üretimi, canlı bir virüs aşısının yapabileceği her durumu taklit eder. Canlı virüs aşıları, karşı koruma amaçlı virüsün yavaş kopyalanan sürümleri kullanılarak elde edilen bir virüse veya izole edilmiş viral proteinleri kopyalanmayan versiyonlarına dayanan aşılara kıyasla çok daha güçlü bir bağışıklık koruması oluşturma potansiyeline sahiptir. Canlı virüs aşılarının insanlar üzerinde bağışık sistemini etkileyebilecek, enfeksiyona neden olabilecek ciddi yan etkileri vardır.

Bazı yeni aşı adayları, bağışıklık kazandıran viral proteinleri kodlayan genleri elde etmek için modifiye edilmiş adenovirüsler gibi zararsız virüsleri kullanır. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda, bu adenovirüs temelli strateji, tek bir doz ile maymunlarda güçlü koruma sağlayan tek Zika aşısı adayıdır. Bununla birlikte, bağışıklık sistemi adenovirüslere saldırma eğilimindedir ve bazı durumlarda bağışıklık kazandıran yüklerini veremeden önce onları etkisiz hale getirebilir.

mRNA tabanlı strateji bu dezavantajlardan hiçbirine sahip değildir.

Yeni aday aşı, 2013 salgınında izole edilen Zika virüsü türünden iki anahtar proteini kodlayan mRNA’ları içeriyor. Araştırmacılar, farelerde, bu mRNA’ların 1gram/30milyon dozunda tek bir enjeksiyonunun – tipik bir aşı için kullanılan dozun küçük bir fraksiyonunu – hızlı bir bağışıklık tepkisine yol açtığını keşfetti. Bu sayede, iki hafta sonra ayrı bir Zika virüsünün intravenöz (damar içi) maruz bırakılmasından farelerin korunduğu gözlemlenmiştir. Maruz kaldıktan birkaç gün sonra virüsün kan dolaşımını terk ettiği bu koruma sayesinde, fareler aşıdan beş ay sonra Zika virüsüne maruz kaldığında bile korunma sağlanmıştır.

Makak maymunlarındaki testler, sadece 50 mikro gramlık tek bir aşı dozunun beş hafta sonra Zika virüsüne maruz kalmaya karşı güçlü koruma sağladığını göstermiştir.

Her iki durumda da, virüs nötralizasyon testleri, aşının, Zika enfeksiyonunu engelleyen yüksek seviyeli antikorları indüklediğini ve birkaç hafta sonra zirveye çıktığını ve bundan sonra potansiyel olarak yıllarca koruyucu olacak kadar yüksek seviyelerde kaldığını göstermiştir.

Weissman; “Şu ana kadar yaptığımız çalışma, bu yeni aşı stratejisinin, standart aşılarda görülenin tek dozdan sonra 25 kat daha fazla bir virüs nötralizasyon seviyesine neden olduğunu öngörüyor.”

Aday aşı tarafından sağlanan güçlü ve dayanıklı koruma, büyük oranda, uzun süreli antikor bağışıklığının sürdürülmesi için önemli olan CD4 yardımcı T-hücrelerinin güçlü uyarılmasından kaynaklanmaktadır.

Weissman, mRNA aşısı yaklaşımının diğer avantajlara sahip olduğunu da ekliyor; “Bir aşı sadece bir aşılamadan sonra etkili ise, onun verilmesi için gereken altyapı çok daha basit olabilir. mRNA’ya dayalı bir aşı üretimi, geleneksel virüs ya da viral protein bazlı aşılara kıyasla daha kolay ve daha ucuz olacak gibi görünüyor.”

Weissman ve arkadaşları, ayrıca mRNA temelli stratejilerini diğer aşıların ve terapilerin gelişimi için de kullanıyorlar.

Kaynak : sciencedaily.com