Son yıllarda tıbbi araştırmaların önemli bir parçası haline gelen nanoteknolojinin, ilaç taşınımı konusunda bilim insanlarının çalışmaları ile devrim yaratacak gelişmelere yol açması öngörülmektedir. Ancak, buradaki temel sorunlar nano boyuttaki bu parçacıkların ilgili ilaçlar ile hücrelere etkin şekilde taşınımının sağlanamamasından kaynaklanmaktadır.

Bilimsel dergide (Scientific Reports) yayınlanan makalede, Florida Devlet Üniversitesi, Biyoloji Bilimleri’nde görev yapan Doç. Dr Steven Lenhert, nanoparçacıkların ilaç taşınımına etkisini açıklayarak bu yapıların kullanımına ilişkin konularda araştırma ekibi olarak önemli adımlar attıklarını belirtti.

Gerçekleştirdikleri pek çok deney sonrası çalışma arkadaşları ile birlikte nanopartikül aracılığıyla hedef hücrede ilaç etkinliğini arttırmanın mümkün olabileceğini gösteren Lenhert, oluşturdukları sistemi geliştirerek daha fazla ilaç ile yapıyı güçlendirebileceklerini ifade etti.

Lenhert ve çalışma arkadaşları (Toronto Üniversitesi ve Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü) ilk olarak silikon nanopartikülleri lipozomlarda kullanarak ve onları HeLa hücrelerine (kanser hücre modeli) taşıyarak nelerin meydana geldiğini gözlemlediler. Amaçları, silikon tabanlı nanopartikülleri toksisite testinden geçirmek ve onların biyolojik aktivitelerini daha iyi çözümlemekti.

Silikon bilindiği üzere toksik olmayan bir maddedir ve spektrumun kızılötesi kısmında (IR ışığı altında) transparan özellik gösterir, ayrıca içinde barındırdığı nanoyapılar sayesinde floresan karakterde görünmesini sağlayan optik özellikleri mevcuttur. Dolayısıyla, bilim insanları bu elementin, tıbbi görüntülemenin yanı sıra ilaçlarda taşıyıcı bir ajan olarak kullanımına yönelik büyük bir potansiyelinin olduğu görüşünü paylaşıyorlar. Ancak, silikonun bu kadar küçük boyutlarda nasıl bir davranış sergileyeceği konusunda hala bir takım sorular süregelmektedir.

Nanopartiküllerin özellikleri, boyutları küçüldükçe farklılık gösterdiği için bilim insanlarının bu yapıların biyolojik aktivitelerini merak ettiklerini belirten Lenhert, biçim ve büyüklüğün toksisite üzerine etkisinin araştırma konusu olduğunu ifade etti.

Bilim insanları, boyutları 1.5-6 nm arasında değişen partiküllerin 18’inden 10’unun malzemenin ham karışımlarından önemli ölçüde daha toksik özellik gösterdiğini tespit ettiler. Başlangıçta, bu durumda bir terslik olabileceğini düşünen araştırmacılar, durumun toksisite seviyelerinden kaynaklandığını keşfettiler. Daha toksik olan kısımların hücre içine alınımının arttığını gözlemlediler. Bu bilginin uzun vadede çok işe yarayacağına dikkat çeken Lenhert, böylelikle, nanopartiküllerin potansiyel yapısının değiştirilerek terapötik etkisinin geliştirilebileceğini dile getirdi.

Bu çalışma ayrıca, araştırmacılara nanopartiküllerin hücre içindeki tepkilerini görme açısından önemli bir kaynak sunuyor. Nanoteknoloji temel alınarak keşfedilen yeni terapötiklerin bu bilimin ilerlemesi adına önemli bir adım olduğunu söyleyen Lenhert, büyük potansiyeli olan bu tedavi yöntemlerinin uygulanmasında en önemli gereksinimlerinin öncelikle herşeyi test etmek olduğunu belirtti.

Kaynak : phys.org

İnovatif Kimya Dergisi aylık olarak çıkan bir e-dergidir. Kimya ve Kimya Sektörü ile ilgili yazılar yazılmaktadır.
×
İnovatif Kimya Dergisi aylık olarak çıkan bir e-dergidir. Kimya ve Kimya Sektörü ile ilgili yazılar yazılmaktadır.