karatay-in-seker-zehirdir-tezine-itiraz

KKTC’deki Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tamer Yılmaz, “Şeker zehirdir” diyen Prof. Dr. Canan Karatay’a hitaben kaleme aldığı açık mektupta, “Şeker zehir değildir. Türkiye’nin hemen bütün televizyon kanallarını dolaşmanızdan ve maddi getirileri de düşünüldüğünde pek çok bilim adamımız gibi sizin de medyatik olmaktan çok hoşlandığınız açıkça belli oluyor. Ancak yeni sloganlar üretirken biraz daha dikkatli olmamız ve bilim insanı kimliğimizi unutmamanız gerektiğini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Biyokimya uzmanı Prof. Dr. Yılmaz’ın kaleme aldığı, “Sayın Prof. Dr. Canan Karatay’a açık mektuptur.” başlıklı yazı aynen şöyle:

“Sayın Karatay,

Türkiye’nin hemen hemen bütün televizyon kanallarını dolaşmanızdan ve maddi getirileri de düşünüldüğünde pek çok bilim adamımız gibi sizin de medyatik olmaktan çok hoşlandığınız açıkça belli oluyor. Vitrinde kalmaya çabalamak hepimiz için çok çekici olabilir. Ancak bu amaçla yeni sloganlar üretirken biraz daha dikkatli olmamız ve bilim insanı kimliğimizi unutmamanız gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca bir hekim ve farmakoloji okumuş olan bir kişi olarak zehrin ne olduğunu herkesten daha iyi bildiğinize eminim. Bu nedenle yaşamımız için olmazsa olmaz bir kimyasal madde olan glukoza şeker genellemesi yaparak zehir demenizi, çok ama çok yadırgadım.

Sayın Karatay bunu aslında siz de çok iyi biliyorsunuz. Şeker zehir değildir. Ürettiğiniz slogana inanarak artık bebeğine şeker hastalarının bile dikkatli kullanmaları gereken suni tatlandırıcıları veren bir annenin bebeğine verdiği zararı nasıl telafi edeceksiniz? Gençlerimizin beslenmeye ve dolayısı ile enerjiye en çok ihtiyaç duydukları çağda sıfır şekerli içecekleri kullanmalarının önünü açmak hiçbirimizi mutlu etmez sanırım.

Öncelikle bir bilim insan olarak şeker kelimesinin arkasına sığınmamanız gerekir. Konunuz olan molekül, ‘Glukoz’dur. Halkımıza öncelikle bunu belirtmeniz gerekir. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki, ‘zehir’ diye bahsettiğiniz glukoz olmazsa yaşayamayız. Glukoz yaşamak için mutlak almamız gereken 17 besin gurubundan biri ve en başta gelenidir. Vücudumuzu oluşturan ortalama 50-70 trilyon hücrenin hiç biri enerji olmadan fonksiyonlarını yerine getiremez. Enerji için de tek kaynağımız glukoz ve onlardan sentezlenen ya da besinlerle aldığımız yağlardır. Özellikle sinir doku ve beyin için tek enerji kaynağımız glukozdur. Beynimiz ve sinir sistemimiz siz de biliyorsunuz ki glukoz olmadan yaşayamaz. Onlarca hastanıza hipogliseminin ne olduğunu mutlaka anlatmışınızdır. O ‘zehir’ dediğinizden vermezseniz kısa süre sonra hastanızı kaybetmeniz kaçınılmazdır. Bizim ‘glukoz’, sizin ‘şeker’ dediğiniz bu hayati madde, mutlak besinlerle hazır almamız gereken, vücudumuzda çok az sentezleyebildiğimiz bir besin maddesidir.

Sayın Karatay, sizin ‘şeker’ diye bahsettiğiniz molekül grubunda aslında 3 farklı madde bulunmaktadır. Glukoz, Fruktoz ve Galaktoz. Bizim de içinde bulunduğumuz canlı grubu, enerji ihtiyacımız için gerekli olan glukozu;

1. Yüzlerce glukozun birleşmesi ile oluşan nişasta halinde unlu besinlerden,

2. Glukoz ve fruktozdan oluşan sukroz halinde meyvelerden

ya da

3. Glukoz ve galaktozdan oluşan laktoz halinde süt ve süt ürünlerinden

almaya mecburuz. Bağırsaklarımızda bu besin maddelerinin hepsi kendilerini meydana getiren alt birimlere, yani glukoz, fruktoz ve galaktoza parçalanarak emilir. Tüm hücrelerimiz kana geçen bu moleküllerden glukozu kullanmak üzere hemen hücrelerine alırlar. Glukozla birlikte zorunlu olarak aldığımız galaktoz ve fruktoz karaciğerimize alınır. Galaktoz doğrudan fruktoz, dolaylı olarak glukoza çevrilir ve kana verilerek vücudun kullanımına sunulur. Besinlerle aldığımız glukozun (şekerlerin) fazlası ise karaciğer ve kaslarımızda aç kalacağımız ihtimaline karşılık glikojene dönüştürülerek depolanır. Depolanabilen miktar karaciğer hacminin %8-9’u kadarıdır. Daha da fazlası gene karaciğerde yağa dönüştürülerek, depolanmak üzere yağ dokuya gönderilir.

Sayın Karatay; vücudumuz sizin ‘zehir’ dediğiniz maddeleri ‘ya bulamazsam’ düşüncesi ile çeşitli saklama yolları geliştirmiştir. Nedeni ise çok açıktır. Aç kalır, yani besin maddeleri ile glukozu alamazsak glukozu buluncaya kadar beyin ve sinir dokumuz karaciğerimizde depolanan glukozu, kas dokularımız ise kendi hücrelerinde depoladığı glukozu kullanırlar. Fruktozun bazı dokularımızın hücrelerine girebildiği ve enerji üretiminde doğrudan kullanıldığı da bilinmektedir (Özellikle mısır şurubu halinde ve meyvelerden alınırken miktarına çok dikkat edilmesi ve çok fazla alınmaması gereken bir moleküldür. Fazla alınması çok ciddi sorunlara neden olmaktadır).

Ayrıca glukozun hücrelerin ve dokunun oluşumunda kullanıldığını da çok iyi bildiğinize eminim. Eklem sıvısının içindeki hyaluronik asit, kanın pıhtılaşmasını engelleyen heparin, kıkırdak dokunun temel bileşeni olan kondroitin sülfat molekülleri ve kan grubumuzu belirleyen moleküller de ‘zehir’ olarak nitelendirilen o maddelerden yapılmaktadır.

Vücudumuzu meydana getiren ve enerji olmaksızın hiçbir fonksiyonunu yerine getiremeyen tüm hücrelerde bu nedenle hücre içi metabolizmasının önemli kısmını ‘zehir’ dediğiniz glukozun çeşitli yollarda kullanımı oluşturmaktadır (glikoliz, TCA döngüsü, oksidatif fosforilasyon, glikoneogenez).

Glukoz zehir olarak daha da ileri giderek kanserin yapıcısı ve etkeni olarak ilan edildiği zaman yapımızı oluşturan hücrelerimizin ihtiyacını karşılamak üzere yerine neyin konulması gerektiğinin de biliniyor olması gerekir. Yapay tatlandırıcılar bu görevi yerine getiremezler. Sadece ağızda tatlı duygusu uyandırmaktan başka bir görevleri yoktur ve ayrıca pek çoğunun kullanılmaları da oldukça sakıncalıdır. Yapay tatlandırıcıların ticaretini yapanlar kaynağını göstermeden bu tür eksik ve yanıltıcı bilgileri yayabiliyorlar. Sizin söylediklerinizden güç alarak son olarak şekerin zekâ geriliğine yol açtığını bile yazdılar. Sizin amacınızın bu olmadığına eminim. Ancak maalesef söyledikleriniz ile yapay tatlandırıcılara büyük bir imkan sağlamış oldunuz.

Sayın Karatay sizden önemle rica ediyorum:

1. Tüm hücrelerimiz gibi kanser hücreleri de enerji kaynağı olarak şekeri kullanırlar. Özellikle sizin tabirinizle şeker, gerçeği ile glukozun kanserojen olduğuna dair yeterli kanıtınız var mı? Yoksa bu kadar rahat nasıl bu temel besin maddemizi kanserojen ilan edebiliyorsunuz?

2. Şeker (glukoz) alımı ile ilgili sorunların (obezite gibi) sadece yeterinden fazla alınması ile ilgili olduğunu söylemek daha doğru bir yaklaşım olmaz mı? Bilim adamlarının tamamının üzerinde birleştikleri konu şekerin (glukozun) zehir olduğu değil, atılma yolu olmayan bu molekülün fazlasının yağa dönüştürülerek depolanması ve buna bağlı olarak aşırı kiloya sebep olmasıdır. Bunu çok açıklıkla söyleyebilirim.

3. Kanser hücreleri diğer besin maddelerimiz olan proteinleri, vitaminleri ve yağları kullanmıyorlar mı? Eğer kullanıyorlarsa onları neden kanserojen ilan etmiyorsunuz?

4. Glukozu kanserojen ilan ederek sizi dinleyenleri istemeden de olsa yapay tatlandırıcılara yönlendirmiş olmuyor musunuz? Bebekleri, gelişmekte olan çocukları ve gençleri de düşünürseniz, bunun vebali çok ağır olur. Bunu biliyor musunuz?

5. Kanserojen olduğunu söylediğiniz glukozu kullanmadan yaşayamayız. Yerine neyi kullanmamızı önerirsiniz? Sizce yapay tatlandırıcılar aynı işlevi görebilirler mi? Sizce çocuklarıma, öğrencilerime ve çevremde beni dinleyen tüm dostlarıma glukoz yerine aspartam, sukraloz gibi yapay tatlandırıcılı içecekleri tavsiye etmeli miyim?

6.  Hekim ve diş hekimi adaylarına metabolizmasını öğrettiğimiz glukozun kanserojen bir molekül olduğunu nasıl açıklayacağız?

Sizden önemle rica ediyorum. Ya bizlere bilgilerinizi aktararak glukozun neden zararlı ve kanserojen bir madde olduğunuzu açıklayınız ve de bizler de öğrencilerimizi ve çevremizi bilgilendirelim, ya da kanserojen ve zararlı olarak ilan ettiğiniz, sizin tabirinizle şeker (glukoz) konusundaki bilgilendirmelerinizi yeniden gözden geçirerek düzeltiniz ve bizleri bilgilendiriniz.

Sayın Karatay yapay tatlandırıcı reklamı yapmak gibi başka bir amacınızın olmadığına ve sırf medyada canlı kalmak uğruna sansasyon yaratacak asparagas bilgilerle halkımızın kafasını karıştırmaya hiç ihtiyacınız olmadığına inanıyorum.

Saygılarımla.

Tamer Yılmaz”

Kaynak : gidahatti.com

İnovatif Kimya Dergisi aylık olarak çıkan bir e-dergidir. Kimya ve Kimya Sektörü ile ilgili yazılar yazılmaktadır.
×
İnovatif Kimya Dergisi aylık olarak çıkan bir e-dergidir. Kimya ve Kimya Sektörü ile ilgili yazılar yazılmaktadır.