Bağışıklık sistemi proteini olan interlevkin-33 nin, farelerde alerji oluşumunu engellediği görülmüştür.

Zehirli sarmaşıklar yılda 10 ila 50 milyon Amerikalı’nın alerji sonucu oluşan kaşıntı ile acı çekmesine sebep oluyor. Fakat bu bitkinin böyle bir acıya nasıl yol açtığı hala gizemini koruyor. Duke Üniversitesi’ nden Sven Eric Jordt ve meslektaşları, zehirli sarmaşığın alerjen yapısına maruz bıraktıkları kobay farelerin, bu  alerjik yapıyı sinir hücreleri yoluyla ilettiğini görmüşlerdir.

Antihistaminikler ve kortikosteroidler genellikle zehirli sarmaşık döküntü olan insanlar için reçete edilir. Ancak Jordt ‘Antihistaminikler işe yaramaz.’ demiştir. Steroidler iltihaplanmaya yardım etmesine rağmen; kaşıntıya karşı etkisiz oldukları görülmüştür. Bütün görüşlerin sonucu olarak, mekanizmaya daha etkili ve verimli bir tedavi geliştirilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Araştırmalara göre, vücutları bu alerjik genle fırçalanmış farelere göre alerjik etkiye maruz kalmamış farelerin genlerinin daha yüksek seviyede gerçekleştiği görülmüştür.(Proc. Natl. Acad. Sci. USA2016, DOI: 10.1073/pnas.1606608113). Protein interlevkin-‘ü kodlayan bu gen aynı zamanda sedef hastlığı gibi deri hastalıklarına da sentezlemiştir. Araştırmacılar, benzer şekilde IL-33 protein reseptörüne karşı antikor ST2 ‘nin geliştirildiğini gösteriyor. Bu antikorun sensör nöronlarının üzerinde yer aldığı görülüyor ve bu sensör antikorlar hayvanların duyu nöronlarına kurularak, kaşıntı hissinin azalttığına varılıyor.

Bu kaşıntı hissiyatı üzerinde çalışan dermatolog Ethan A.Lerner, özelliklerini bilmedikleri halde, böyle bir bağlantı var şüphesiyle olay için ‘Hem şaşırıtıcı hem de değil’ demiştir. Bağışıklık sistemi ve sinir sistemi birbiriyle bağlantılıdır diye eklemiştir. Bu kaşıntıyı tanımlayan moleküler sistem de gelecekte muhtemelen tedavisi için  gerekli ilaç seçimi ve üretimi için önemli bir gelişme olarak görülüyor.

Duke’nin çalışmasıyla ilişkisi olmayan IL-33 karşıtı antikorlar ve ST2; iki klinik araştırmanın başrolleri olmuşlardır. AnaptysBio Faz I güvenlik denemelerinden sonra bu gelişmenin atopik dermatit, fıstık alerjisi ve astım gibi hastalıkların tedavisi için kullanılabileceğini belirtiyorlar. Genentech’ in Faz II denemesi daha çok astım ve kronik akciğer rahatsızlığına odaklanmıştır. Daha sonra Jordt’ un araştırma takımı bir iyileşme görmeyi umduklarını ve klinisyenler ile çalışmaya devam ederek insanlarda belirtilen IL-33 proteinine rastlanabileceğini söylemişlerdir.

Kaynak : scientificamerican.com