COVID-19 Nasıl Öldürür? Bu Belirsizlik, Doktorlara Tedavileri Seçmeleri Açısından Zorluk Çıkarıyor

COVID-19 Nasıl Öldürür? Bu Belirsizlik, Doktorlara Tedavileri Seçmeleri Açısından Zorluk ÇıkarıyorCOVID-19 nasıl öldürür? Sorun; bir hastanın organlarını etki altına alan virüsün kendisi mi yoksa bir kişinin bağışıklık sisteminin cevabı mı olduğu konusundaki belirsizlik. Bu belirsizlik doktorların koronavirüs ile kritik hastalığı olan hastaları tedavi etmekte kullanacakları en iyi yöntemin belirlenmesini zorlaştırıyor.

Klinik veriler, bağışıklık sisteminin yeni koronavirüs ile enfekte olan kişilerin vücut dirençlerindeki düşüşte ve kişilerin ölümünde rol oynadığını; bu bağışıklık sisteminin yanıtında vücut tarafından bastırılan bağışıklık elemanlarının bu tedavide bir itici güç olduğunu göstermektedir. Ancak bu tedavilerin bazıları, vücudun viral enfeksiyonu kontrol altında tutma yeteneğini gerçekten engelliyor.

Mountain View, California’daki IGM Biosciences’ın immünolog ve baş tıbbi memuru olan Daniel Chen, “En büyük korkum, bunun aşırı derecede yaygınlaşması , insanların bağışıklık sistemini baskılamak için ellerinden gelen  her şeyi kullanıyorlar.. Vücudun enfeksiyonla mücadele ettiği bir zamanda bağışıklık sistemini yıkamazsınız.”diyor.

Tedaviler İçin Yarış

Koronavirüs hastaları dünya çapında hastanelere akın ettikçe, doktorlar eksik veri akışı ve akran değerlendirmesi yapılmamış hastalarına yardım etmenin yollarını bulmaya ve sosyal medyada deneyimlerini paylaşmaya çalışıyor. Bazı doktorlar umutsuz bir şekilde hastalarının hayatlarını kurtarmak için kanıtlanmamış tedavilerin bileşenlerini deniyor.

İngiltere’deki Edinburgh Üniversitesi’nde yoğun bakım anestezisti Kenneth Baillie, “Doktorlar hastaların gözlerinin önünde yok olmasını izliyor ve etkili olabileceğini düşündüğünüz herhangi bir terapiye ulaşmak için çok güçlü bir motivasyon içerisine giriyorsunuz. Bir hastanın mücadelesi sona geldiğinde güçsüz hissettiğinde, onunla aynı hisleri paylaşıyorum.”Diyor.

Çin’deki koronavirüs hastalarının en erken analizlerinden bazıları, sadece akciğerleri tahrip eden ve öldüren virüs olmadığını; daha ziyade, aşırı aktif bir bağışıklık sisteminin yanıtının da insanları ağır şekilde hastalandırabileceği veya ölümlerine sebep olabileceği şeklinde. COVID-19 ve kritik hastalığı olan bazı insanların; bağışıklık sistemlerinde vermiş oldukları tepkileri artırabilecek yüksek miktarda sitokin adı verilen protein saptandı. Bunlar arasında interlökin-6 (IL-6) adı verilen küçük fakat güçlü bir sinyal proteini de bulunuyor. IL-6, makrofaj adı verilen hücrelerde dahil olmak üzere bağışıklık sisteminin bazı bileşenleri için bir silahlanma çağrısıdır. Ancak makrofajlar iltihaplanmayı artırır ve normal akciğer hücrelerine de zarar verebilir. Sitokin fırtınası olarak bilinen bu sitokinlerin salımı, HIV gibi diğer virüslerle de ortaya çıkabilir.

O halde ideal tedavi, IL-6 aktivitesini bloke eden ve makrofajların akciğerlere akışını azaltan bir ilaç olacaktır. IL-6 inhibitörleri olarak bilinen bu ilaçlar, romatoid artrit ve diğer bozuklukların tedavisi için zaten mevcut kullanıma sahip. İsviçreli ilaç firması Roche tarafından yapılan Actemra (tocilizumab) denilen bir çeşidi, Çin’de koronavirüs hastalarını tedavi etmek için onaylandı ve dünyadaki araştırmacılar bunu ve bu tür diğer ilaçları test etmek için çalışıyor.

Bağışıklık Sorunları

Ancak küresel olarak bu ilacın dağıtılması için yeterli miktar yoktu ve birçok klinisyen, örneğin; Maryland’deki Ulusal Kanser Enstitüsü’nde bir immüno-onkolog olan James Gulley, tedavide bağışıklık sistemini daha da hafifleten steroidlere yöneliyor. IL-6 inhibitörleri, yalnızca IL-6 tarafından yönetilen bağışıklık sisteminin tepkilerini baskılayabilir ve vücudun COVID-19 ile savaşmasına yardımcı olabilecek diğer bağışıklık tepkilerine izin verebilir. Ancak daha genel olarak hareket eden steroidler ve diğer bazı tedavi araçları, vücudun genel olarak enfeksiyonla mücadele yeteneğini önemli ölçüde azaltabilir. Bu ilaçlar sadece makrofajları bastırmakla kalmayacak, aynı zamanda bağışıklık tepkilerini başlatmak için çok önemli olan CD4 T hücreleri olarak adlandırılan bağışıklık hücrelerini ve ayrıca vücudun antiviral suikastçıları olan CD8 T hücrelerini ve enfekte olmuş hücreleri makrofajlardan daha güçlü bir şekilde tahrip edebilir. “İşler gerçekten kötüye gittiğinde, steroidleri vücuttan tamamen atacaklar. Bazı insanların durumunun nereye gittiğinden endişeliyim.” Diyor Gulley.

Chen’in bulguları, bazı akut hastalarda IL-6 seviyelerinin yüksek olmasına rağmen, viral yüklerin de yüksek olduğunu ve vücudun hala aktif bir viral enfeksiyonla savaştığını göstermekte. “Bu hastalar için önemli olan; vücutlarında hala devam eden antiviral bağışıklık tepkisi olduğunu varsaymak” diyor. Öyleyse, CD4 ve CD8 T hücrelerinin azaltılması bu yanıtı zayıflatabilir.

Klinik çalışmalarda steroidler ve diğer bağışıklık baskılayıcıları zaten koronavirüse karşı test edilmekte. Mart ayında İngiltere araştırmacıları, steroid deksametazon ve COVID-19 için diğer potansiyel tedavileri değerlendirecek randomize bir klinik çalışma olan RECOVERY araştırmasını başlattı. Bu, Londra’daki Üniversite Koleji Hastanesinde romatolog olan Jessica Manson’u endişelendiriyor. İlgili koronavirüslerin neden olduğu rahatsızlıklar ve önceki salgınlardan elde edilen veriler, steroidlerin çok az fayda sağladığını ve hastaların kendilerini bu virüsten kurtulmaları için geçen sürenin arttığını gösteriyor. Bu KURTARMA denemesi, hastaların hayati durumları kritik bir hal almadan ve başka bir problem görülmeden önce tedavilerinin başlanması gerektiriyor.

Ancak İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’nde ve KURTARMA çalışmasının lideri olan bulaşıcı hastalıklar uzmanı Peter Horby, araştırmada nispeten düşük dozda steroid kullanacağını belirtiyor. “Daha yüksek dozlar rutin olarak tavsiye edilmez, ancak jüri daha düşük dozlarda yapılmış çalışmaları pek tercih etmez. Dünya Sağlık Örgütü de dahil olmak üzere birçok otorite bu konuda en az bir deneme yapılmasını tavsiye ediyor.”Diyor.

Birden Fazla Tedavinin Bir Arada Uygulanması

Atlanta, Georgia’daki Emory Üniversitesi’nde viral alanda çalışan bir immünolog olan Rafi Ahmed, hem bir virüsün hem de ona karşı bağışıklık sisteminin tepkisinin bir arada olduğu bu kombinasyonun nadir olmadığını söylüyor. İnsanları enfeksiyondan hemen sonra hasta eden norovirüs gibi ”vur ve kaç” virüslerin etkilerinin; büyük olasılıkla virüsün kendisinden kaynaklandığını söylüyor. Aksine, koronavirüs gibi virüslerle enfekte olan kişiler enfeksiyondan birkaç gün sonraya kadar semptom göstermezler. O zamana kadar, bağışıklık tepkisinden kaynaklanan hasar genellikle hastalığa katkıda bulunur.

“Yüzde kaçının virüsün kendisi ve yüzde kaçının bağışıklık sisteminin verdiği bir tepki olduğunu incelemek çok zor. Ama karşılaştığımız durumların çoğu neredeyse her zaman bu ikisinin bir kombinasyonu.”Diyor Ahmed.

Kesin bir cevabın yokluğunda Ahmed; araştırmacıların doğrudan virüsü hedefleyen antiviral bir ilaçla birlikte bağışıklık sistemini tamamen baskılamayan bir IL-6 inhibitörünün oluşturduğu bir kombinasyon terapisine ulaşacakları konusunda oldukça umutlu. Chen, bağışıklık sistemini hedefleyen diğer ilaçları da deniyor bunlar; IL-1 adı verilen bir sinyal proteinini hedefleyen, CD4 ve CD8 T hücrelerini engellemeden spesifik bağışıklık tepkilerini azaltmak için bir yol gösterebilecek olan anakinra denilen ilaçlar.

Ancak Baillie, koronavirüsü olan insanları tedavi etmek için steroidlerin yaygın kullanımı göz önüne alındığında, uygulama hakkında veri toplamanın önemli olduğunu söylüyor. Ayrıca, koronavirüs hastalarında bağışıklık tepkilerini baskılamaktan endişe duysa da, uygulamanın bir miktar fayda sağlayabileceğini belirtiyor. “Yapılacak tek sorumlu şey, onları randomize klinik çalışma bağlamında kullanmak. Bir tedavinin işe yarayıp yaramadığını bilmenin başka bir yolu yok.”

Kaynak : nature.com

Okumanızı Öneriyoruz

Ayçiçek Yağı Kutuplarda Korozyonu Önlemeye Yardımcı Oluyor

Rusya’da Kazan Federal Üniversitesi (KFU) araştırmacıları tarafından yapılan yeni bir çalışmaya göre, ayçiçek yağı kutuplardaki …